İçeriğe geç
İKRAOku.
SurelerNüzulCüzlerAraYer imleriFavorilerAyarlar
İKRA·Açık kaynak Kur’an okuma uygulaması
© 2026 İKRA.
sungur.dev·@tahsingibi·GitHub·ikra.sungur.dev
  1. Kur’an
  2. →Vâkıa
  3. →34

056 · Mekkî

Vâkıa

ٱلْوَاقِعَة

Kıyamet ve üç sınıf insan.

Ayet
96
Nüzul
46
Mushaf
56
Anlam
Gerçekleşen
Aktif Kaynaklar:MealDiyanet İşleriTefsirMuhtasar Kur’an TefsiriDeğiştir→

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Bismillâhirrahmânirrahîm.

001

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ إِذَا وَقَعَتِ ٱلْوَاقِعَةُ

iẕâ veḳa`ati-lvâḳi`ah.

Diyanet İşleri: Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır.

002

لَيْسَ لِوَقْعَتِهَا كَاذِبَةٌ

leyse livaḳ`atihâ kâẕibeh.

Diyanet İşleri: Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır.

003

خَافِضَةٌۭ رَّافِعَةٌ

ḫâfiḍatür râfi`ah.

Diyanet İşleri: Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır.

004

إِذَا رُجَّتِ ٱلْأَرْضُ رَجًّۭا

iẕâ rucceti-l'arḍu raccâ.

Diyanet İşleri: Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.

005

وَبُسَّتِ ٱلْجِبَالُ بَسًّۭا

vebüsseti-lcibâlü bessâ.

Diyanet İşleri: Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.

006

فَكَانَتْ هَبَآءًۭ مُّنۢبَثًّۭا

fekânet hebâem mümbeŝŝâ.

Diyanet İşleri: Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.

007

وَكُنتُمْ أَزْوَٰجًۭا ثَلَٰثَةًۭ

veküntüm ezvâcen ŝelâŝeh.

Diyanet İşleri: Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.

008

فَأَصْحَٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ

feaṣḥâbü-lmeymeneti mâ aṣḥâbü-lmeymeneh.

Diyanet İşleri: İyi işler işlediklerini belirtmek için, amel defterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara!

009

وَأَصْحَٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ

veaṣḥâbü-lmeş'emeti mâ aṣḥâbü-lmeş'emeh.

Diyanet İşleri: Kötülük işlediklerini belirtmek üzere, amel defterleri soldan verilenler; ne yazık o solculara!

010

وَٱلسَّٰبِقُونَ ٱلسَّٰبِقُونَ

vessâbiḳûne-ssâbiḳûn.

Diyanet İşleri: İyilik işlemekte önde olanlar, karşılıklarını almakta da önde olanlardır.

011

أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلْمُقَرَّبُونَ

ülâike-lmüḳarrabûn.

Diyanet İşleri: Naim cennetlerinde Allah'a en çok yaklaştırılmış olanlar işte bunlardır.

012

فِى جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ

fî cennâti-nne`îm.

Diyanet İşleri: Naim cennetlerinde Allah'a en çok yaklaştırılmış olanlar işte bunlardır.

013

ثُلَّةٌۭ مِّنَ ٱلْأَوَّلِينَ

ŝülletüm mine-l'evvelîn.

Diyanet İşleri: Onların büyük kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.

014

وَقَلِيلٌۭ مِّنَ ٱلْءَاخِرِينَ

veḳalîlüm mine-l'âḫirîn.

Diyanet İşleri: Onların büyük kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.

015

عَلَىٰ سُرُرٍۢ مَّوْضُونَةٍۢ

`alâ sürurim mevḍûneh.

Diyanet İşleri: Mücevheratla işlenmiş tahtlara karşılıklı olarak yaslanırlar.

016

مُّتَّكِـِٔينَ عَلَيْهَا مُتَقَٰبِلِينَ

müttekiîne `aleyhâ müteḳâbilîn.

Diyanet İşleri: Mücevheratla işlenmiş tahtlara karşılıklı olarak yaslanırlar.

017

يَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَٰنٌۭ مُّخَلَّدُونَ

yeṭûfü `aleyhim vildânüm müḫalledûn.

Diyanet İşleri: Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.

018

بِأَكْوَابٍۢ وَأَبَارِيقَ وَكَأْسٍۢ مِّن مَّعِينٍۢ

biekvâbiv veebârîḳa veke'sim mim me`în.

Diyanet İşleri: Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.

019

لَّا يُصَدَّعُونَ عَنْهَا وَلَا يُنزِفُونَ

lâ yüṣadde`ûne `anhâ velâ yünzifûn.

Diyanet İşleri: Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.

020

وَفَٰكِهَةٍۢ مِّمَّا يَتَخَيَّرُونَ

vefâkihetim mimmâ yeteḫayyerûn.

Diyanet İşleri: Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.

021

وَلَحْمِ طَيْرٍۢ مِّمَّا يَشْتَهُونَ

velaḥmi ṭayrim mimmâ yeştehûn.

Diyanet İşleri: Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.

022

وَحُورٌ عِينٌۭ

veḥûrun `în.

Diyanet İşleri: İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar.

023

كَأَمْثَٰلِ ٱللُّؤْلُؤِ ٱلْمَكْنُونِ

keemŝâli-llü'lüi-lmeknûn.

Diyanet İşleri: İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar.

024

جَزَآءًۢ بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

cezâem bimâ kânû ya`melûn.

Diyanet İşleri: İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar.

025

لَا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًۭا وَلَا تَأْثِيمًا

lâ yesme`ûne fîhâ lagvev velâ te'ŝîmâ.

Diyanet İşleri: Sadece selama karşılık selam sözü işitirler.

026

إِلَّا قِيلًۭا سَلَٰمًۭا سَلَٰمًۭا

illâ ḳîlen selâmen selâmâ.

Diyanet İşleri: Defterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara!

027

وَأَصْحَٰبُ ٱلْيَمِينِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلْيَمِينِ

veaṣḥâbü-lyemîni mâ aṣḥâbü-lyemîn.

Diyanet İşleri: Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

028

فِى سِدْرٍۢ مَّخْضُودٍۢ

fî sidrim maḫḍûd.

Diyanet İşleri: Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

029

وَطَلْحٍۢ مَّنضُودٍۢ

veṭalḥim menḍûd.

Diyanet İşleri: Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

030

وَظِلٍّۢ مَّمْدُودٍۢ

veżillim memdûd.

Diyanet İşleri: Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

031

وَمَآءٍۢ مَّسْكُوبٍۢ

vemâim meskûb.

Diyanet İşleri: Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

032

وَفَٰكِهَةٍۢ كَثِيرَةٍۢ

vefâkihetin keŝîrah.

Diyanet İşleri: Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

033

لَّا مَقْطُوعَةٍۢ وَلَا مَمْنُوعَةٍۢ

lâ maḳṭû`ativ velâ memnû`ah.

Diyanet İşleri: Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

034

وَفُرُشٍۢ مَّرْفُوعَةٍ

vefüruşim merfû`ah.

Diyanet İşleri: Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

035

إِنَّآ أَنشَأْنَٰهُنَّ إِنشَآءًۭ

innâ enşe'nâhünne inşââ.

Diyanet İşleri: Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.

036

فَجَعَلْنَٰهُنَّ أَبْكَارًا

fece`alnâhünne ebkârâ.

Diyanet İşleri: Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.

037

عُرُبًا أَتْرَابًۭا

`uruben etrâbâ.

Diyanet İşleri: Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.

038

لِّأَصْحَٰبِ ٱلْيَمِينِ

liaṣḥâbi-lyemîn.

Diyanet İşleri: Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.

← Rahmân
Hadîd →

Kısayol: /sure/vakia/ayet/34