001
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ ٱلرَّحْمَٰنُ
erraḥmân.
Diyanet İşleri: Rahman olan Allah Kuran'ı öğretti;
055 · Medenî
ٱلرَّحْمَٰن
Nimetler ve ‘O hâlde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?’ nakaratı.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Bismillâhirrahmânirrahîm.
001
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ ٱلرَّحْمَٰنُ
erraḥmân.
Diyanet İşleri: Rahman olan Allah Kuran'ı öğretti;
002
عَلَّمَ ٱلْقُرْءَانَ
`alleme-lḳur'ân.
Diyanet İşleri: Rahman olan Allah Kuran'ı öğretti;
003
خَلَقَ ٱلْإِنسَٰنَ
ḫaleḳa-l'insân.
Diyanet İşleri: İnsanı yarattı, ona konuşmayı öğretti.
004
عَلَّمَهُ ٱلْبَيَانَ
`allemehü-lbeyân.
Diyanet İşleri: İnsanı yarattı, ona konuşmayı öğretti.
005
ٱلشَّمْسُ وَٱلْقَمَرُ بِحُسْبَانٍۢ
eşşemsü velḳameru biḥusbân.
Diyanet İşleri: Güneş ve ayın hareketleri bir hesaba göredir.
006
وَٱلنَّجْمُ وَٱلشَّجَرُ يَسْجُدَانِ
vennecmü veşşeceru yescüdân.
Diyanet İşleri: Bitkiler ve ağaçlar O'nun buyruğuna boyun eğerler.
007
وَٱلسَّمَآءَ رَفَعَهَا وَوَضَعَ ٱلْمِيزَانَ
vessemâe rafe`ahâ veveḍa`a-lmîzân.
Diyanet İşleri: O, göğü yükseltmiştir; tartıyı koymuştur.
008
أَلَّا تَطْغَوْا۟ فِى ٱلْمِيزَانِ
ellâ taṭgav fi-lmîzân.
Diyanet İşleri: Artık tartıda tecavüz etmeyin.
009
وَأَقِيمُوا۟ ٱلْوَزْنَ بِٱلْقِسْطِ وَلَا تُخْسِرُوا۟ ٱلْمِيزَانَ
veeḳîmü-lvezne bilḳisṭi velâ tuḫsirü-lmîzân.
Diyanet İşleri: Tartmayı doğru yapın, tartıyı eksik tutmayın.
010
وَٱلْأَرْضَ وَضَعَهَا لِلْأَنَامِ
vel'arḍa veḍa`ahâ lil'enâm.
Diyanet İşleri: Allah, yeri yaratıkları için meydana getirmiştir.
011
فِيهَا فَٰكِهَةٌۭ وَٱلنَّخْلُ ذَاتُ ٱلْأَكْمَامِ
fîhâ fâkiheh. vennaḫlü ẕâtü-l'ekmâm.
Diyanet İşleri: Orada meyveler, salkımlı hurma ağaçları, kabuklu taneler, güzel kokulu otlar vardır.
012
وَٱلْحَبُّ ذُو ٱلْعَصْفِ وَٱلرَّيْحَانُ
velḥabbü ẕü-l`aṣfi verrayḥân.
Diyanet İşleri: Orada meyveler, salkımlı hurma ağaçları, kabuklu taneler, güzel kokulu otlar vardır.
013
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükeẕẕibân.
Diyanet İşleri: Ey insanlar ve cinler! Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
014
خَلَقَ ٱلْإِنسَٰنَ مِن صَلْصَٰلٍۢ كَٱلْفَخَّارِ
ḫaleḳa-l'insâne min ṣalṣâlin kelfeḫḫâr.
Diyanet İşleri: O, insanı pişmiş çamur gibi kuru balçıktan yaratmıştır.
015
وَخَلَقَ ٱلْجَآنَّ مِن مَّارِجٍۢ مِّن نَّارٍۢ
veḫaleḳa-lcânne mim mâricim min nâr.
Diyanet İşleri: Cinleri de yalın bir alevden yaratmıştır.
016
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükeẕẕibân.
Diyanet İşleri: Öyleyken; Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
017
رَبُّ ٱلْمَشْرِقَيْنِ وَرَبُّ ٱلْمَغْرِبَيْنِ
rabbü-lmeşriḳayni verabbü-lmagribeyn.
Diyanet İşleri: O, iki doğunun Rabbidir, iki batının Rabbidir.
018
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükeẕẕibân.
Diyanet İşleri: Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
019
مَرَجَ ٱلْبَحْرَيْنِ يَلْتَقِيَانِ
merace-lbaḥrayni yelteḳiyân.
Diyanet İşleri: Acı ve tatlı sulu iki denizi birbirine kavuşmamak üzere salıvermiştir.
020
بَيْنَهُمَا بَرْزَخٌۭ لَّا يَبْغِيَانِ
beynehümâ berzeḫul lâ yebgiyân.
Diyanet İşleri: Aralarında bir engel vardır; birbirinin sınırını aşamazlar.
021
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükeẕẕibân.
Diyanet İşleri: Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
022
يَخْرُجُ مِنْهُمَا ٱللُّؤْلُؤُ وَٱلْمَرْجَانُ
yaḫrucü minhüme-llü'lüü velmercân.
Diyanet İşleri: Bu iki denizden de inci ve mercan çıkar.
023
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükeẕẕibân.
Diyanet İşleri: Öyleyken Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
024
وَلَهُ ٱلْجَوَارِ ٱلْمُنشَـَٔاتُ فِى ٱلْبَحْرِ كَٱلْأَعْلَٰمِ
velehü-lcevâri-lmünşeâtü fi-lbaḥri kel'a`lâm.
Diyanet İşleri: Denizde yürüyen dağlar gibi gemiler O'nundur.
025
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükeẕẕibân.
Diyanet İşleri: Öyleyken Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
026
كُلُّ مَنْ عَلَيْهَا فَانٍۢ
küllü men `aleyhâ fân.
Diyanet İşleri: Yeryüzünde bulunan her şey fanidir.
027
وَيَبْقَىٰ وَجْهُ رَبِّكَ ذُو ٱلْجَلَٰلِ وَٱلْإِكْرَامِ
veyebḳâ vechü rabbike ẕü-lcelâli vel'ikrâm.
Diyanet İşleri: Ancak, yüce ve cömert olan Rabbinin varlığı bakidir.
028
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükeẕẕibân.
Diyanet İşleri: Öyleyken Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
029
يَسْـَٔلُهُۥ مَن فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۚ كُلَّ يَوْمٍ هُوَ فِى شَأْنٍۢ
yes'elühû men fi-ssemâvâti vel'arḍ. külle yevmin hüve fî şe'n.
Diyanet İşleri: Göklerde ve yerde olan kimseler her şeyi O'ndan isterler; O her an kainata tasarruf etmektedir.
030
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükeẕẕibân.
Diyanet İşleri: Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
031
سَنَفْرُغُ لَكُمْ أَيُّهَ ٱلثَّقَلَانِ
senefrugu leküm eyyühe-ŝŝeḳalân.
Diyanet İşleri: Ey insan ve cin toplulukları! Sizin de hesabınızı ele alacağız.
032
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükeẕẕibân.
Diyanet İşleri: Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
033
يَٰمَعْشَرَ ٱلْجِنِّ وَٱلْإِنسِ إِنِ ٱسْتَطَعْتُمْ أَن تَنفُذُوا۟ مِنْ أَقْطَارِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ فَٱنفُذُوا۟ ۚ لَا تَنفُذُونَ إِلَّا بِسُلْطَٰنٍۢ
yâ ma`şera-lcinni vel'insi ini-steṭa`tüm en tenfüẕû min aḳṭâri-ssemâvâti vel'arḍi fenfüẕû. lâ tenfüẕûne illâ bisülṭân.
Diyanet İşleri: Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin çevresini aşıp geçmeye gücünüz yetiyorsa geçin! Ama Allah'ın verdiği bir güç olmaksızın geçemezsiniz ki!
034
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükeẕẕibân.
Diyanet İşleri: Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
035
يُرْسَلُ عَلَيْكُمَا شُوَاظٌۭ مِّن نَّارٍۢ وَنُحَاسٌۭ فَلَا تَنتَصِرَانِ
yürselü `aleykümâ şüvâżum min nâriv venüḥâsün felâ tenteṣirân.
Diyanet İşleri: Ey insanlar ve cinler! Üzerinize dumansız bir alev ve ateşsiz bir duman gönderilir de kurtulamazsınız.
036
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükeẕẕibân.
Diyanet İşleri: Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
037
فَإِذَا ٱنشَقَّتِ ٱلسَّمَآءُ فَكَانَتْ وَرْدَةًۭ كَٱلدِّهَانِ
feiẕe-nşeḳḳati-ssemâü fekânet verdeten keldihân.
Diyanet İşleri: Gök yarılıp da, gül gibi kızardığı, yağ gibi eridiği zaman haliniz nice olur?
038
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükeẕẕibân.
Diyanet İşleri: Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
039
فَيَوْمَئِذٍۢ لَّا يُسْـَٔلُ عَن ذَنۢبِهِۦٓ إِنسٌۭ وَلَا جَآنٌّۭ
feyevmeiẕil lâ yüs'elü `an ẕembihî insüv velâ cânn.
Diyanet İşleri: O gün ne insana ve ne cine suçu sorulur.
040
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükeẕẕibân.
Diyanet İşleri: Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
041
يُعْرَفُ ٱلْمُجْرِمُونَ بِسِيمَٰهُمْ فَيُؤْخَذُ بِٱلنَّوَٰصِى وَٱلْأَقْدَامِ
yü`rafü-lmücrimûne bisîmâhüm feyü'ḫaẕü binnevâṣî vel'aḳdâm.
Diyanet İşleri: Suçlular simalarından tanınırlar da, alın saçlarından ve ayaklarından yakalanırlar.
042
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükeẕẕibân.
Diyanet İşleri: Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
043
هَٰذِهِۦ جَهَنَّمُ ٱلَّتِى يُكَذِّبُ بِهَا ٱلْمُجْرِمُونَ
hâẕihî cehennemü-lletî yükeẕẕibü bihe-lmücrimûn.
Diyanet İşleri: İşte suçluların yalanladıkları cehennem budur.
044
يَطُوفُونَ بَيْنَهَا وَبَيْنَ حَمِيمٍ ءَانٍۢ
yeṭûfûne beynehâ vebeyne ḥamîmin ân.
Diyanet İşleri: Onlar, cehennem ateşiyle kaynar su arasında dolaşır dururlar.
045
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükeẕẕibân.
Diyanet İşleri: Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
046
وَلِمَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِۦ جَنَّتَانِ
velimen ḫâfe meḳâme rabbihî cennetân.
Diyanet İşleri: Rabbine karşı durmaktan korkan kimseye iki cennet vardır.
Kısayol: /sure/rahman/ayet/42