İçeriğe geç
İKRAOku.
SurelerNüzulCüzlerAraYer imleriFavorilerAyarlar
İKRA·Açık kaynak Kur’an okuma uygulaması
© 2026 İKRA.
sungur.dev·@tahsingibi·GitHub·ikra.sungur.dev
  1. Kur’an
  2. →Necm
  3. →44

053 · Mekkî

Necm

ٱلنَّجْم

Vahiy tecrübesi ve vacip secde.

Ayet
62
Nüzul
23
Mushaf
53
Anlam
Yıldız
Aktif Kaynaklar:MealDiyanet İşleriTefsirMuhtasar Kur’an TefsiriDeğiştir→

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Bismillâhirrahmânirrahîm.

001

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ وَٱلنَّجْمِ إِذَا هَوَىٰ

vennecmi iẕâ hevâ.

Diyanet İşleri: Batmakta olan yıldıza and olsun ki,

002

مَا ضَلَّ صَاحِبُكُمْ وَمَا غَوَىٰ

mâ ḍalle ṣâḥibüküm vemâ gavâ.

Diyanet İşleri: Arkadaşınız (Muhammed) sapmamış ve azmamıştır.

003

وَمَا يَنطِقُ عَنِ ٱلْهَوَىٰٓ

vemâ yenṭiḳu `ani-lhevâ.

Diyanet İşleri: O, kendiliğinden konuşmamaktadır.

004

إِنْ هُوَ إِلَّا وَحْىٌۭ يُوحَىٰ

in hüve illâ vaḥyüy yûḥâ.

Diyanet İşleri: Onun konuşması ancak, bildirilen bir vahy iledir.

005

عَلَّمَهُۥ شَدِيدُ ٱلْقُوَىٰ

`allemehû şedîdü-lḳuvâ.

Diyanet İşleri: Ona, çetin kuvvetlere sahip ve güçlü olan Cebrail öğretmiştir; en yüksek ufukta iken doğruluvermiş.

006

ذُو مِرَّةٍۢ فَٱسْتَوَىٰ

ẕû mirrah. festevâ.

Diyanet İşleri: Ona, çetin kuvvetlere sahip ve güçlü olan Cebrail öğretmiştir; en yüksek ufukta iken doğruluvermiş.

007

وَهُوَ بِٱلْأُفُقِ ٱلْأَعْلَىٰ

vehüve bil'üfüḳi-l'a`lâ.

Diyanet İşleri: Ona, çetin kuvvetlere sahip ve güçlü olan Cebrail öğretmiştir; en yüksek ufukta iken doğruluvermiş.

008

ثُمَّ دَنَا فَتَدَلَّىٰ

ŝümme denâ fetedellâ.

Diyanet İşleri: Sonra yaklaşmış ve inmiştir.

009

فَكَانَ قَابَ قَوْسَيْنِ أَوْ أَدْنَىٰ

fekâne ḳâbe ḳavseyni ev ednâ.

Diyanet İşleri: Araları iki yay aralığı kadar veya daha da yakın oldu.

010

فَأَوْحَىٰٓ إِلَىٰ عَبْدِهِۦ مَآ أَوْحَىٰ

feevḥâ ilâ `abdihî mâ evḥâ.

Diyanet İşleri: Allah o anda kuluna vahyedeceğini etti.

011

مَا كَذَبَ ٱلْفُؤَادُ مَا رَأَىٰٓ

mâ keẕebe-lfüâdü mâ raâ.

Diyanet İşleri: Gözünün gördüğünü gönlü yalanlamadı.

012

أَفَتُمَٰرُونَهُۥ عَلَىٰ مَا يَرَىٰ

efetümârûnehû `alâ mâ yerâ.

Diyanet İşleri: Ey inkarcılar! Onun gördüğü şey hakkında kendisi ile tartışır mısınız?

013

وَلَقَدْ رَءَاهُ نَزْلَةً أُخْرَىٰ

veleḳad raâhü nezleten uḫrâ.

Diyanet İşleri: And olsun ki o, Cebrail'i sınırın sonunda başka bir inişinde de görmüştür.

014

عِندَ سِدْرَةِ ٱلْمُنتَهَىٰ

`inde sidrati-lmüntehâ.

Diyanet İşleri: And olsun ki o, Cebrail'i sınırın sonunda başka bir inişinde de görmüştür.

015

عِندَهَا جَنَّةُ ٱلْمَأْوَىٰٓ

`indehâ cennetü-lme'vâ.

Diyanet İşleri: Orada Me'va cenneti vardır.

016

إِذْ يَغْشَى ٱلسِّدْرَةَ مَا يَغْشَىٰ

iẕ yagşe-ssidrate mâ yagşâ.

Diyanet İşleri: Sidre'yi bürüyen bürüyordu.

017

مَا زَاغَ ٱلْبَصَرُ وَمَا طَغَىٰ

mâ zâga-lbeṣaru vemâ ṭagâ.

Diyanet İşleri: Gözü oradan ne kaydı ve ne de onu aştı.

018

لَقَدْ رَأَىٰ مِنْ ءَايَٰتِ رَبِّهِ ٱلْكُبْرَىٰٓ

leḳad raâ min âyâti rabbihi-lkübrâ.

Diyanet İşleri: And olsun ki Rabbinin varlığının büyük delillerini gördü.

019

أَفَرَءَيْتُمُ ٱللَّٰتَ وَٱلْعُزَّىٰ

eferaeytümü-llâte vel`uzzâ.

Diyanet İşleri: Ey inkarcılar! Şimdi Lat, Uzza ve bundan başka üçüncüleri olan Menat'ın ne olduğunu söyler misiniz?

020

وَمَنَوٰةَ ٱلثَّالِثَةَ ٱلْأُخْرَىٰٓ

vemenâte-ŝŝâliŝete-l'uḫrâ.

Diyanet İşleri: Ey inkarcılar! Şimdi Lat, Uzza ve bundan başka üçüncüleri olan Menat'ın ne olduğunu söyler misiniz?

021

أَلَكُمُ ٱلذَّكَرُ وَلَهُ ٱلْأُنثَىٰ

elekümü-ẕẕekeru velehü-l'ünŝâ.

Diyanet İşleri: Demek erkekler sizin, dişiler Allah'ın mı?

022

تِلْكَ إِذًۭا قِسْمَةٌۭ ضِيزَىٰٓ

tilke iẕen ḳismetün ḍîzâ.

Diyanet İşleri: Öyleyse bu haksız bir paylaşma;

023

إِنْ هِىَ إِلَّآ أَسْمَآءٌۭ سَمَّيْتُمُوهَآ أَنتُمْ وَءَابَآؤُكُم مَّآ أَنزَلَ ٱللَّهُ بِهَا مِن سُلْطَٰنٍ ۚ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ وَمَا تَهْوَى ٱلْأَنفُسُ ۖ وَلَقَدْ جَآءَهُم مِّن رَّبِّهِمُ ٱلْهُدَىٰٓ

in hiye illâ esmâün semmeytümûhâ entüm veâbâüküm mâ enzele-llâhü bihâ min sülṭân. iy yettebi`ûne ille-żżanne vemâ tehve-l'enfüs. veleḳad câehüm mir rabbihimü-lhüdâ.

Diyanet İşleri: Bunlar sizin ve babalarınızın taktığı adlardan başka bir şey değildir. Allah onları destekleyen bir delil indirmemiştir. Onlar sadece sanıya ve canlarının istediğine uymaktadırlar. Oysa onlara Rablerinden and olsun ki doğruluk rehberi gelmiştir.

024

أَمْ لِلْإِنسَٰنِ مَا تَمَنَّىٰ

em lil'insâni mâ temennâ.

Diyanet İşleri: Yoksa, her umduğu şey insanın mıdır?

025

فَلِلَّهِ ٱلْءَاخِرَةُ وَٱلْأُولَىٰ

felillâhi-l'âḫiratü vel'ûlâ.

Diyanet İşleri: Hayatın ilki de sonu da Allah'ındır.

026

۞ وَكَم مِّن مَّلَكٍۢ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ لَا تُغْنِى شَفَٰعَتُهُمْ شَيْـًٔا إِلَّا مِنۢ بَعْدِ أَن يَأْذَنَ ٱللَّهُ لِمَن يَشَآءُ وَيَرْضَىٰٓ

vekem mim melekin fi-ssemâvâti lâ tugnî şefâ`atühüm şey'en illâ mim ba`di ey ye'ẕene-llâhü limey yeşâü veyerḍâ.

Diyanet İşleri: Allah, dilediğine ve hoşnut olduğuna izin vermedikçe, göklerde bulunan nice meleklerin şefaati bir şeye yaramaz.

027

إِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱلْءَاخِرَةِ لَيُسَمُّونَ ٱلْمَلَٰٓئِكَةَ تَسْمِيَةَ ٱلْأُنثَىٰ

inne-lleẕîne lâ yü'minûne bil'âḫirati leyüsemmûne-lmelâikete tesmiyete-l'ünŝâ.

Diyanet İşleri: Doğrusu ahirete inanmayanlar, meleklere "dişi" adını takarlar.

028

وَمَا لَهُم بِهِۦ مِنْ عِلْمٍ ۖ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ ۖ وَإِنَّ ٱلظَّنَّ لَا يُغْنِى مِنَ ٱلْحَقِّ شَيْـًۭٔا

vemâ lehüm bihî min `ilm. iy yettebi`ûne ille-żżanne. veinne-żżanne lâ yugnî mine-lḥaḳḳi şey'â.

Diyanet İşleri: Oysa onların bu hususta bir bilgileri yoktur, sadece sanıya uyarlar. Sanı ise şüphesiz gerçeği ifade etmez.

029

فَأَعْرِضْ عَن مَّن تَوَلَّىٰ عَن ذِكْرِنَا وَلَمْ يُرِدْ إِلَّا ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا

fea`riḍ `am men tevellâ `an ẕikrinâ velem yürid ille-lḥayâte-ddünyâ.

Diyanet İşleri: Bizi anmaktan yüz çevirenlere ve dünya hayatından başka bir şey istemeyenlere aldırma.

030

ذَٰلِكَ مَبْلَغُهُم مِّنَ ٱلْعِلْمِ ۚ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِۦ وَهُوَ أَعْلَمُ بِمَنِ ٱهْتَدَىٰ

ẕâlike mebleguhüm mine-l`ilm. inne rabbeke hüve a`lemü bimen ḍalle `an sebîlihî vehüve a`lemü bimeni-htedâ.

Diyanet İşleri: Bu onların ulaştıkları bilginin seviyesini gösterir. Doğrusu Rabbin yolundan sapmış olanı pek iyi bilir, doğru yolda olanı da çok iyi bilir.

031

وَلِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ لِيَجْزِىَ ٱلَّذِينَ أَسَٰٓـُٔوا۟ بِمَا عَمِلُوا۟ وَيَجْزِىَ ٱلَّذِينَ أَحْسَنُوا۟ بِٱلْحُسْنَى

velillâhi mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-l'arḍi liyecziye-lleẕîne esâü bimâ `amilû veyecziye-lleẕîne aḥsenû bilḥusnâ.

Diyanet İşleri: Göklerde olanlar ve yerde olanlar Allah'ındır ki O, kötülük yapanlara işlerinin karşılığını verir; iyi davrananlara, ufak tefek kabahatleri bir yana büyük günahlardan ve hayasızlıklardan kaçınanlara işlediklerinden daha iyisiyle karşılığını verir. Doğrusu Rabbinin bağışı boldur. Sizi yerden var ederken ve siz annelerinizin karınlarında cenin halinde iken sizleri çok iyi bilen O'dur. Kendinizi temize çıkarmayın. O, sakınanı çok iyi bilir.

032

ٱلَّذِينَ يَجْتَنِبُونَ كَبَٰٓئِرَ ٱلْإِثْمِ وَٱلْفَوَٰحِشَ إِلَّا ٱللَّمَمَ ۚ إِنَّ رَبَّكَ وَٰسِعُ ٱلْمَغْفِرَةِ ۚ هُوَ أَعْلَمُ بِكُمْ إِذْ أَنشَأَكُم مِّنَ ٱلْأَرْضِ وَإِذْ أَنتُمْ أَجِنَّةٌۭ فِى بُطُونِ أُمَّهَٰتِكُمْ ۖ فَلَا تُزَكُّوٓا۟ أَنفُسَكُمْ ۖ هُوَ أَعْلَمُ بِمَنِ ٱتَّقَىٰٓ

elleẕîne yectenibûne kebâira-l'iŝmi velfevâḥişe ille-llemem. inne rabbeke vâsi`u-lmagfirah. hüve a`lemü biküm iẕ enşeeküm mine-l'arḍi veiẕ entüm ecinnetün fî büṭûni ümmehâtiküm. felâ tüzekkû enfüseküm. hüve a`lemü bimeni-tteḳâ.

Diyanet İşleri: Göklerde olanlar ve yerde olanlar Allah'ındır ki O, kötülük yapanlara işlerinin karşılığını verir; iyi davrananlara, ufak tefek kabahatleri bir yana büyük günahlardan ve hayasızlıklardan kaçınanlara işlediklerinden daha iyisiyle karşılığını verir. Doğrusu Rabbinin bağışı boldur. Sizi yerden var ederken ve siz annelerinizin karınlarında cenin halinde iken sizleri çok iyi bilen O'dur. Kendinizi temize çıkarmayın. O, sakınanı çok iyi bilir.

033

أَفَرَءَيْتَ ٱلَّذِى تَوَلَّىٰ

eferaeyte-lleẕî tevellâ.

Diyanet İşleri: Yüz çevireni ve malından biraz verip sonra vermemekte direneni gördün mü?"

034

وَأَعْطَىٰ قَلِيلًۭا وَأَكْدَىٰٓ

vea`ṭâ ḳalîlev veekdâ.

Diyanet İşleri: Yüz çevireni ve malından biraz verip sonra vermemekte direneni gördün mü?"

035

أَعِندَهُۥ عِلْمُ ٱلْغَيْبِ فَهُوَ يَرَىٰٓ

e`indehû `ilmü-lgaybi fehüve yerâ.

Diyanet İşleri: Görülmeyenin ilmi yanında da o mu görüyor?

036

أَمْ لَمْ يُنَبَّأْ بِمَا فِى صُحُفِ مُوسَىٰ

em lem yünebbe' bimâ fî ṣuḥufi mûsâ.

Diyanet İşleri: Yoksa Musa'nın ve sözünü yerine getiren İbrahim'in kitablarında olanlar kendisine bildirilmedi mi ki?

037

وَإِبْرَٰهِيمَ ٱلَّذِى وَفَّىٰٓ

veibrâhime-lleẕî veffâ.

Diyanet İşleri: Yoksa Musa'nın ve sözünü yerine getiren İbrahim'in kitablarında olanlar kendisine bildirilmedi mi ki?

038

أَلَّا تَزِرُ وَازِرَةٌۭ وِزْرَ أُخْرَىٰ

ellâ teziru vâziratüv vizra uḫrâ.

Diyanet İşleri: Hiç bir günahkar başkasının günah yükünü yüklenmez;

039

وَأَن لَّيْسَ لِلْإِنسَٰنِ إِلَّا مَا سَعَىٰ

veel leyse lil'insâni illâ mâ se`â.

Diyanet İşleri: İnsan ancak çalıştığına erişir.

040

وَأَنَّ سَعْيَهُۥ سَوْفَ يُرَىٰ

veenne sa`yehû sevfe yürâ.

Diyanet İşleri: Onun çalışması şüphesiz görülecektir.

041

ثُمَّ يُجْزَىٰهُ ٱلْجَزَآءَ ٱلْأَوْفَىٰ

ŝümme yüczâhü-lcezâe-l'evfâ.

Diyanet İşleri: Sonra ona karşılığı eksiksiz verilecektir.

042

وَأَنَّ إِلَىٰ رَبِّكَ ٱلْمُنتَهَىٰ

veenne ilâ rabbike-lmüntehâ.

Diyanet İşleri: Doğrusu son varış Rabbinedir.

043

وَأَنَّهُۥ هُوَ أَضْحَكَ وَأَبْكَىٰ

veennehû hüve aḍḥake veebkâ.

Diyanet İşleri: Doğrusu, güldüren de ağlatan da O'dur.

044

وَأَنَّهُۥ هُوَ أَمَاتَ وَأَحْيَا

veennehû hüve emâte veaḥyâ.

Diyanet İşleri: Doğrusu dirilten de öldüren de O'dur.

045

وَأَنَّهُۥ خَلَقَ ٱلزَّوْجَيْنِ ٱلذَّكَرَ وَٱلْأُنثَىٰ

veennehû ḫaleḳa-zzevceyni-ẕẕekera vel'ünŝâ.

Diyanet İşleri: Doğrusu, atıldığında meniden erkek ve dişiyi, iki çifti yaratan O'dur.

046

مِن نُّطْفَةٍ إِذَا تُمْنَىٰ

min nuṭfetin iẕâ tümnâ.

Diyanet İşleri: Doğrusu, atıldığında meniden erkek ve dişiyi, iki çifti yaratan O'dur.

047

وَأَنَّ عَلَيْهِ ٱلنَّشْأَةَ ٱلْأُخْرَىٰ

veenne `aleyhi-nneş'ete-l'uḫrâ.

Diyanet İşleri: Doğrusu ölümden sonra tekrar dirilten de O'dur.

048

وَأَنَّهُۥ هُوَ أَغْنَىٰ وَأَقْنَىٰ

veennehû hüve agnâ veaḳnâ.

Diyanet İşleri: Doğrusu zengin eden de varlıklı kılan da O'dur.

← Tûr
Kamer →

Kısayol: /sure/necm/ayet/44