İçeriğe geç
İKRAOku.
SurelerNüzulCüzlerAraYer imleriFavorilerAyarlar
İKRA·Açık kaynak Kur’an okuma uygulaması
© 2026 İKRA.
sungur.dev·@tahsingibi·GitHub·ikra.sungur.dev
  1. Kur’an
  2. →Nebe
  3. →39

078 · Mekkî

Nebe

ٱلنَّبَأ

Büyük haber: diriliş.

Ayet
40
Nüzul
80
Mushaf
78
Anlam
Haber
Aktif Kaynaklar:MealDiyanet İşleriTefsirMuhtasar Kur’an TefsiriDeğiştir→

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Bismillâhirrahmânirrahîm.

001

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ عَمَّ يَتَسَآءَلُونَ

`amme yetesâelûn.

Diyanet İşleri: Neyi soruşturuyorlar?

002

عَنِ ٱلنَّبَإِ ٱلْعَظِيمِ

`ani-nnebei-l`ażîm.

Diyanet İşleri: Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri, büyük bir olay olan tekrar dirilme haberini mi?

003

ٱلَّذِى هُمْ فِيهِ مُخْتَلِفُونَ

elleẕî hüm fîhi muḫtelifûn.

Diyanet İşleri: Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri, büyük bir olay olan tekrar dirilme haberini mi?

004

كَلَّا سَيَعْلَمُونَ

kellâ seya`lemûn.

Diyanet İşleri: Hayır; şüphesiz görüp bileceklerdir.

005

ثُمَّ كَلَّا سَيَعْلَمُونَ

ŝümme kellâ seya`lemûn.

Diyanet İşleri: Yine hayır; elbette görüp bileceklerdir.

006

أَلَمْ نَجْعَلِ ٱلْأَرْضَ مِهَٰدًۭا

elem nec`ali-l'arḍa mihâdâ.

Diyanet İşleri: Biz yeryüzünü bir beşik, dağları da onun için birer direk kılmadık mı?

007

وَٱلْجِبَالَ أَوْتَادًۭا

velcibâle evtâdâ.

Diyanet İşleri: Biz yeryüzünü bir beşik, dağları da onun için birer direk kılmadık mı?

008

وَخَلَقْنَٰكُمْ أَزْوَٰجًۭا

veḫalaḳnâküm ezvâcâ.

Diyanet İşleri: Sizi çift çift yarattık;

009

وَجَعَلْنَا نَوْمَكُمْ سُبَاتًۭا

vece`alnâ nevmeküm sübâtâ.

Diyanet İşleri: Uykunuzu dinlenme vakti kıldık;

010

وَجَعَلْنَا ٱلَّيْلَ لِبَاسًۭا

vece`alne-lleyle libâsâ.

Diyanet İşleri: Geceyi bir örtü yaptık;

011

وَجَعَلْنَا ٱلنَّهَارَ مَعَاشًۭا

vece`alne-nnehâra me`âşâ.

Diyanet İşleri: Gündüzü geçimi sağlama vakti kıldık;

012

وَبَنَيْنَا فَوْقَكُمْ سَبْعًۭا شِدَادًۭا

vebeneynâ fevḳaküm seb`an şidâdâ.

Diyanet İşleri: Üstünüze yedi kat sağlam gök bina ettik;

013

وَجَعَلْنَا سِرَاجًۭا وَهَّاجًۭا

vece`alnâ sirâcev vehhâcâ.

Diyanet İşleri: Parlak ışık veren güneşi varettik;

014

وَأَنزَلْنَا مِنَ ٱلْمُعْصِرَٰتِ مَآءًۭ ثَجَّاجًۭا

veenzelnâ mine-lmü`ṣirâti mâen ŝeccâcâ.

Diyanet İşleri: Taneler, bitkiler, ağaçları sarmaş dolaş bahçeler yetiştirmek için, yoğunlaşmış bulutlardan bol yağmur yağdırdık.

015

لِّنُخْرِجَ بِهِۦ حَبًّۭا وَنَبَاتًۭا

linuḫrice bihî ḥabbev venebâtâ.

Diyanet İşleri: Taneler, bitkiler, ağaçları sarmaş dolaş bahçeler yetiştirmek için, yoğunlaşmış bulutlardan bol yağmur yağdırdık.

016

وَجَنَّٰتٍ أَلْفَافًا

vecennâtin elfâfâ.

Diyanet İşleri: Taneler, bitkiler, ağaçları sarmaş dolaş bahçeler yetiştirmek için, yoğunlaşmış bulutlardan bol yağmur yağdırdık.

017

إِنَّ يَوْمَ ٱلْفَصْلِ كَانَ مِيقَٰتًۭا

inne yevme-lfaṣli kâne mîḳâtâ.

Diyanet İşleri: Doğrusu, hüküm gününün vakti elbette tesbit edilmiştir.

018

يَوْمَ يُنفَخُ فِى ٱلصُّورِ فَتَأْتُونَ أَفْوَاجًۭا

yevme yünfeḫu fi-ṣṣûri fete'tûne efvâcâ.

Diyanet İşleri: Sura üfürüldüğü gün hepiniz bölük bölük gelirsiniz.

019

وَفُتِحَتِ ٱلسَّمَآءُ فَكَانَتْ أَبْوَٰبًۭا

vefütiḥati-ssemâü fekânet ebvâbâ.

Diyanet İşleri: Gökler kapı kapı açılacaktır.

020

وَسُيِّرَتِ ٱلْجِبَالُ فَكَانَتْ سَرَابًا

vesüyyirati-lcibâlü fekânet serâbâ.

Diyanet İşleri: Dağlar yürütülüp serap olacaktır.

021

إِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتْ مِرْصَادًۭا

inne cehenneme kânet mirṣâdâ.

Diyanet İşleri: Cehennem, yalnız azgınları bekleyen yerdir. Dönecekleri yer orasıdır.

022

لِّلطَّٰغِينَ مَـَٔابًۭا

liṭṭâgîne meâbâ.

Diyanet İşleri: Cehennem, yalnız azgınları bekleyen yerdir. Dönecekleri yer orasıdır.

023

لَّٰبِثِينَ فِيهَآ أَحْقَابًۭا

lâbiŝîne fîhâ aḥḳâbâ.

Diyanet İşleri: Orada çağlar boyunca (nice devirler) kalacaklardır.

024

لَّا يَذُوقُونَ فِيهَا بَرْدًۭا وَلَا شَرَابًا

lâ yeẕûḳûne fîhâ berdev velâ şerâbâ.

Diyanet İşleri: Orada ne serinlik ne de içilecek bir şey tatmazlar; sadece kaynar su ve irin....

025

إِلَّا حَمِيمًۭا وَغَسَّاقًۭا

illâ ḥamîmev vegassâḳâ.

Diyanet İşleri: Orada ne serinlik ne de içilecek bir şey tatmazlar; sadece kaynar su ve irin....

026

جَزَآءًۭ وِفَاقًا

cezâev vifâḳâ.

Diyanet İşleri: Orada ne serinlik ne de içilecek bir şey tatmazlar; sadece kaynar su ve irin....

027

إِنَّهُمْ كَانُوا۟ لَا يَرْجُونَ حِسَابًۭا

innehüm kânû lâ yercûne ḥisâbâ.

Diyanet İşleri: Çünkü onlar, hesaba çekileceklerini sanmazlardı.

028

وَكَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا كِذَّابًۭا

vekeẕẕebû biâyâtinâ kiẕẕâbâ.

Diyanet İşleri: Ayetlerimizi hep yalan sayıp dururlardı.

029

وَكُلَّ شَىْءٍ أَحْصَيْنَٰهُ كِتَٰبًۭا

vekülle şey'in aḥṣaynâhü kitâbâ.

Diyanet İşleri: Biz de herşeyi yazıp saymışızdır.

030

فَذُوقُوا۟ فَلَن نَّزِيدَكُمْ إِلَّا عَذَابًا

feẕûḳû felen nezîdeküm illâ `aẕâbâ.

Diyanet İşleri: Şöyle deriz: "Artık tadınız, bundan böyle size azabdan başka bir şey artırmayız."

031

إِنَّ لِلْمُتَّقِينَ مَفَازًا

inne lilmütteḳîne mefâzâ.

Diyanet İşleri: Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır.

032

حَدَآئِقَ وَأَعْنَٰبًۭا

ḥadâiḳa vea`nâbâ.

Diyanet İşleri: Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır.

033

وَكَوَاعِبَ أَتْرَابًۭا

vekevâ`ibe etrâbâ.

Diyanet İşleri: Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır.

034

وَكَأْسًۭا دِهَاقًۭا

veke'sen dihâḳâ.

Diyanet İşleri: Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır.

035

لَّا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًۭا وَلَا كِذَّٰبًۭا

lâ yesme`ûne fîhâ lagvev velâ kiẕẕâbâ.

Diyanet İşleri: Orada boş ve yalan söz işitmezler.

036

جَزَآءًۭ مِّن رَّبِّكَ عَطَآءً حِسَابًۭا

cezâem mir rabbike `aṭâen ḥisâbâ.

Diyanet İşleri: Bunlar Rabbinin katından, hesabları karşılığı verilenlerdir.

037

رَّبِّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا ٱلرَّحْمَٰنِ ۖ لَا يَمْلِكُونَ مِنْهُ خِطَابًۭا

rabbi-ssemâvâti vel'arḍi vemâ beynehüme-rraḥmâni lâ yemlikûne minhü ḫiṭâbâ.

Diyanet İşleri: O, göklerin, yerin ve ikisi arasında olanların Rabbidir. O, önünde kimsenin konuşmayacağı Rahman olan Allah'tır.

038

يَوْمَ يَقُومُ ٱلرُّوحُ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةُ صَفًّۭا ۖ لَّا يَتَكَلَّمُونَ إِلَّا مَنْ أَذِنَ لَهُ ٱلرَّحْمَٰنُ وَقَالَ صَوَابًۭا

yevme yeḳûmü-rrûḥu velmelâiketü ṣaffâ. lâ yetekellemûne illâ men eẕine lehü-rraḥmânü veḳâle ṣavâbâ.

Diyanet İşleri: Cebrail ve meleklerin dizi dizi durdukları gün, Rahman olan Allah'ın izni olmadan kimse konuşamayacaktır. Konuştuğu zaman da doğruyu söyleyecektir.

039

ذَٰلِكَ ٱلْيَوْمُ ٱلْحَقُّ ۖ فَمَن شَآءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ مَـَٔابًا

ẕâlike-lyevmü-lḥaḳḳ. femen şâe-tteḫaẕe ilâ rabbihî meâbâ.

Diyanet İşleri: İşte gerçek gün budur. Dileyen kimse, Rabbine götürecek bir yol benimser.

040

إِنَّآ أَنذَرْنَٰكُمْ عَذَابًۭا قَرِيبًۭا يَوْمَ يَنظُرُ ٱلْمَرْءُ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُ وَيَقُولُ ٱلْكَافِرُ يَٰلَيْتَنِى كُنتُ تُرَٰبًۢا

innâ enẕernâküm `aẕâben ḳarîbâ. yevme yenżuru-lmerü mâ ḳaddemet yedâhü veyeḳûlü-lkâfiru yâ leytenî küntü türâbâ.

Diyanet İşleri: Sizi, yakın gelecekteki bir azabla uyardık; o gün kişi elleriyle sunduğuna bakar ve inkarcı da: "Keşke toprak olaydım" der.

← Mürselât
Nâziât →

Kısayol: /sure/nebe/ayet/39