001
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ عَمَّ يَتَسَآءَلُونَ
`amme yetesâelûn.
Diyanet İşleri: Neyi soruşturuyorlar?
078 · Mekkî
ٱلنَّبَأ
Büyük haber: diriliş.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Bismillâhirrahmânirrahîm.
001
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ عَمَّ يَتَسَآءَلُونَ
`amme yetesâelûn.
Diyanet İşleri: Neyi soruşturuyorlar?
002
عَنِ ٱلنَّبَإِ ٱلْعَظِيمِ
`ani-nnebei-l`ażîm.
Diyanet İşleri: Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri, büyük bir olay olan tekrar dirilme haberini mi?
003
ٱلَّذِى هُمْ فِيهِ مُخْتَلِفُونَ
elleẕî hüm fîhi muḫtelifûn.
Diyanet İşleri: Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri, büyük bir olay olan tekrar dirilme haberini mi?
004
كَلَّا سَيَعْلَمُونَ
kellâ seya`lemûn.
Diyanet İşleri: Hayır; şüphesiz görüp bileceklerdir.
005
ثُمَّ كَلَّا سَيَعْلَمُونَ
ŝümme kellâ seya`lemûn.
Diyanet İşleri: Yine hayır; elbette görüp bileceklerdir.
006
أَلَمْ نَجْعَلِ ٱلْأَرْضَ مِهَٰدًۭا
elem nec`ali-l'arḍa mihâdâ.
Diyanet İşleri: Biz yeryüzünü bir beşik, dağları da onun için birer direk kılmadık mı?
007
وَٱلْجِبَالَ أَوْتَادًۭا
velcibâle evtâdâ.
Diyanet İşleri: Biz yeryüzünü bir beşik, dağları da onun için birer direk kılmadık mı?
008
وَخَلَقْنَٰكُمْ أَزْوَٰجًۭا
veḫalaḳnâküm ezvâcâ.
Diyanet İşleri: Sizi çift çift yarattık;
009
وَجَعَلْنَا نَوْمَكُمْ سُبَاتًۭا
vece`alnâ nevmeküm sübâtâ.
Diyanet İşleri: Uykunuzu dinlenme vakti kıldık;
010
وَجَعَلْنَا ٱلَّيْلَ لِبَاسًۭا
vece`alne-lleyle libâsâ.
Diyanet İşleri: Geceyi bir örtü yaptık;
011
وَجَعَلْنَا ٱلنَّهَارَ مَعَاشًۭا
vece`alne-nnehâra me`âşâ.
Diyanet İşleri: Gündüzü geçimi sağlama vakti kıldık;
012
وَبَنَيْنَا فَوْقَكُمْ سَبْعًۭا شِدَادًۭا
vebeneynâ fevḳaküm seb`an şidâdâ.
Diyanet İşleri: Üstünüze yedi kat sağlam gök bina ettik;
013
وَجَعَلْنَا سِرَاجًۭا وَهَّاجًۭا
vece`alnâ sirâcev vehhâcâ.
Diyanet İşleri: Parlak ışık veren güneşi varettik;
014
وَأَنزَلْنَا مِنَ ٱلْمُعْصِرَٰتِ مَآءًۭ ثَجَّاجًۭا
veenzelnâ mine-lmü`ṣirâti mâen ŝeccâcâ.
Diyanet İşleri: Taneler, bitkiler, ağaçları sarmaş dolaş bahçeler yetiştirmek için, yoğunlaşmış bulutlardan bol yağmur yağdırdık.
015
لِّنُخْرِجَ بِهِۦ حَبًّۭا وَنَبَاتًۭا
linuḫrice bihî ḥabbev venebâtâ.
Diyanet İşleri: Taneler, bitkiler, ağaçları sarmaş dolaş bahçeler yetiştirmek için, yoğunlaşmış bulutlardan bol yağmur yağdırdık.
016
وَجَنَّٰتٍ أَلْفَافًا
vecennâtin elfâfâ.
Diyanet İşleri: Taneler, bitkiler, ağaçları sarmaş dolaş bahçeler yetiştirmek için, yoğunlaşmış bulutlardan bol yağmur yağdırdık.
017
إِنَّ يَوْمَ ٱلْفَصْلِ كَانَ مِيقَٰتًۭا
inne yevme-lfaṣli kâne mîḳâtâ.
Diyanet İşleri: Doğrusu, hüküm gününün vakti elbette tesbit edilmiştir.
018
يَوْمَ يُنفَخُ فِى ٱلصُّورِ فَتَأْتُونَ أَفْوَاجًۭا
yevme yünfeḫu fi-ṣṣûri fete'tûne efvâcâ.
Diyanet İşleri: Sura üfürüldüğü gün hepiniz bölük bölük gelirsiniz.
019
وَفُتِحَتِ ٱلسَّمَآءُ فَكَانَتْ أَبْوَٰبًۭا
vefütiḥati-ssemâü fekânet ebvâbâ.
Diyanet İşleri: Gökler kapı kapı açılacaktır.
020
وَسُيِّرَتِ ٱلْجِبَالُ فَكَانَتْ سَرَابًا
vesüyyirati-lcibâlü fekânet serâbâ.
Diyanet İşleri: Dağlar yürütülüp serap olacaktır.
021
إِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتْ مِرْصَادًۭا
inne cehenneme kânet mirṣâdâ.
Diyanet İşleri: Cehennem, yalnız azgınları bekleyen yerdir. Dönecekleri yer orasıdır.
022
لِّلطَّٰغِينَ مَـَٔابًۭا
liṭṭâgîne meâbâ.
Diyanet İşleri: Cehennem, yalnız azgınları bekleyen yerdir. Dönecekleri yer orasıdır.
023
لَّٰبِثِينَ فِيهَآ أَحْقَابًۭا
lâbiŝîne fîhâ aḥḳâbâ.
Diyanet İşleri: Orada çağlar boyunca (nice devirler) kalacaklardır.
024
لَّا يَذُوقُونَ فِيهَا بَرْدًۭا وَلَا شَرَابًا
lâ yeẕûḳûne fîhâ berdev velâ şerâbâ.
Diyanet İşleri: Orada ne serinlik ne de içilecek bir şey tatmazlar; sadece kaynar su ve irin....
025
إِلَّا حَمِيمًۭا وَغَسَّاقًۭا
illâ ḥamîmev vegassâḳâ.
Diyanet İşleri: Orada ne serinlik ne de içilecek bir şey tatmazlar; sadece kaynar su ve irin....
026
جَزَآءًۭ وِفَاقًا
cezâev vifâḳâ.
Diyanet İşleri: Orada ne serinlik ne de içilecek bir şey tatmazlar; sadece kaynar su ve irin....
027
إِنَّهُمْ كَانُوا۟ لَا يَرْجُونَ حِسَابًۭا
innehüm kânû lâ yercûne ḥisâbâ.
Diyanet İşleri: Çünkü onlar, hesaba çekileceklerini sanmazlardı.
028
وَكَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا كِذَّابًۭا
vekeẕẕebû biâyâtinâ kiẕẕâbâ.
Diyanet İşleri: Ayetlerimizi hep yalan sayıp dururlardı.
029
وَكُلَّ شَىْءٍ أَحْصَيْنَٰهُ كِتَٰبًۭا
vekülle şey'in aḥṣaynâhü kitâbâ.
Diyanet İşleri: Biz de herşeyi yazıp saymışızdır.
030
فَذُوقُوا۟ فَلَن نَّزِيدَكُمْ إِلَّا عَذَابًا
feẕûḳû felen nezîdeküm illâ `aẕâbâ.
Diyanet İşleri: Şöyle deriz: "Artık tadınız, bundan böyle size azabdan başka bir şey artırmayız."
031
إِنَّ لِلْمُتَّقِينَ مَفَازًا
inne lilmütteḳîne mefâzâ.
Diyanet İşleri: Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır.
032
حَدَآئِقَ وَأَعْنَٰبًۭا
ḥadâiḳa vea`nâbâ.
Diyanet İşleri: Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır.
033
وَكَوَاعِبَ أَتْرَابًۭا
vekevâ`ibe etrâbâ.
Diyanet İşleri: Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır.
034
وَكَأْسًۭا دِهَاقًۭا
veke'sen dihâḳâ.
Diyanet İşleri: Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır.
035
لَّا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًۭا وَلَا كِذَّٰبًۭا
lâ yesme`ûne fîhâ lagvev velâ kiẕẕâbâ.
Diyanet İşleri: Orada boş ve yalan söz işitmezler.
Kısayol: /sure/nebe/ayet/31