001
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ وَٱلنَّٰزِعَٰتِ غَرْقًۭا
vennâzi`âti garḳâ.
Diyanet İşleri: Canları boğarcasına şiddetle çekip alanlara and olsun,
079 · Mekkî
ٱلنَّازِعَات
Kıyamet ve Musa-Firavun.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Bismillâhirrahmânirrahîm.
001
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ وَٱلنَّٰزِعَٰتِ غَرْقًۭا
vennâzi`âti garḳâ.
Diyanet İşleri: Canları boğarcasına şiddetle çekip alanlara and olsun,
002
وَٱلنَّٰشِطَٰتِ نَشْطًۭا
vennâşiṭâti neşṭâ.
Diyanet İşleri: Canları kolaylıkla alanlara and olsun,
003
وَٱلسَّٰبِحَٰتِ سَبْحًۭا
vessâbiḥâti sebḥâ.
Diyanet İşleri: Yüzüp yüzüp gidenlere and olsun,
004
فَٱلسَّٰبِقَٰتِ سَبْقًۭا
fessâbiḳâti sebḳâ.
Diyanet İşleri: Yarıştıkça yarışan ve işleri yöneten meleklere and olsun
005
فَٱلْمُدَبِّرَٰتِ أَمْرًۭا
felmüdebbirâti emrâ.
Diyanet İşleri: Yarıştıkça yarışan ve işleri yöneten meleklere and olsun
006
يَوْمَ تَرْجُفُ ٱلرَّاجِفَةُ
yevme tercüfü-rrâcifeh.
Diyanet İşleri: O gün bir sarsıntı sarsar.
007
تَتْبَعُهَا ٱلرَّادِفَةُ
tetbe`uhe-rrâdifeh.
Diyanet İşleri: Peşinden bir diğeri gelir.
008
قُلُوبٌۭ يَوْمَئِذٍۢ وَاجِفَةٌ
ḳulûbüy yevmeiẕiv vâcifeh.
Diyanet İşleri: O gün kalbler titrer.
009
أَبْصَٰرُهَا خَٰشِعَةٌۭ
ebṣâruhâ ḫâşi`ah.
Diyanet İşleri: İnsanların gözleri yere döner.
010
يَقُولُونَ أَءِنَّا لَمَرْدُودُونَ فِى ٱلْحَافِرَةِ
yeḳûlûne einnâ lemerdûdûne fi-lḥâfirah.
Diyanet İşleri: Derler ki: "Biz eski halimize mi döndürüleceğiz?"
011
أَءِذَا كُنَّا عِظَٰمًۭا نَّخِرَةًۭ
eiẕâ künnâ `iżâmen neḫirah.
Diyanet İşleri: "Ufalanmış kemik olduğumuz zaman mı?"
012
قَالُوا۟ تِلْكَ إِذًۭا كَرَّةٌ خَاسِرَةٌۭ
ḳâlû tilke iẕen kerratün ḫâsirah.
Diyanet İşleri: Derler ki: "O takdirde bu zararına bir dönüştür."
013
فَإِنَّمَا هِىَ زَجْرَةٌۭ وَٰحِدَةٌۭ
feinnemâ hiye zecratüv vâḥideh.
Diyanet İşleri: Doğrusu bir tek çığlık yetecektir.
014
فَإِذَا هُم بِٱلسَّاهِرَةِ
feiẕâ hüm bissâhirah.
Diyanet İşleri: Hepsi hemen bir düzlüğe dökülecektir.
015
هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ مُوسَىٰٓ
hel etâke ḥadîŝü mûsâ.
Diyanet İşleri: Musa'nın başından geçen olay sana geldi mi?
016
إِذْ نَادَىٰهُ رَبُّهُۥ بِٱلْوَادِ ٱلْمُقَدَّسِ طُوًى
iẕ nâdâhü rabbühû bilvâdi-lmüḳaddesi ṭuvâ.
Diyanet İşleri: Tuva'da, kutsal bir vadide, Rabbi ona şöyle hitap etmişti:
017
ٱذْهَبْ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ إِنَّهُۥ طَغَىٰ
iẕheb ilâ fir`avne innehû ṭagâ.
Diyanet İşleri: "Firavun'a git; doğrusu o azmıştır."
018
فَقُلْ هَل لَّكَ إِلَىٰٓ أَن تَزَكَّىٰ
feḳul hel leke ilâ en tezekkâ.
Diyanet İşleri: "Ona de ki: Arınmağa niyetin var mı?"
019
وَأَهْدِيَكَ إِلَىٰ رَبِّكَ فَتَخْشَىٰ
veehdiyeke ilâ rabbike fetaḫşâ.
Diyanet İşleri: "Rabbine giden yolu göstereyim ki O'na saygı duyup korkasın."
020
فَأَرَىٰهُ ٱلْءَايَةَ ٱلْكُبْرَىٰ
feerâhü-l'âyete-lkübrâ.
Diyanet İşleri: Bunun üzerine ona en büyük mucizeyi gösterdi.
021
فَكَذَّبَ وَعَصَىٰ
fekeẕẕebe ve`aṣâ.
Diyanet İşleri: Ama Firavun yalanladı ve baş kaldırdı.
022
ثُمَّ أَدْبَرَ يَسْعَىٰ
ŝümme edbera yes`â.
Diyanet İşleri: Geri dönüp yürüdü.
023
فَحَشَرَ فَنَادَىٰ
feḥaşera fenâdâ.
Diyanet İşleri: Adamlarını toplayıp seslendi:
024
فَقَالَ أَنَا۠ رَبُّكُمُ ٱلْأَعْلَىٰ
feḳâle ene rabbükümü-l'a`lâ.
Diyanet İşleri: "Sizin en yüce rabbiniz benim" dedi.
025
فَأَخَذَهُ ٱللَّهُ نَكَالَ ٱلْءَاخِرَةِ وَٱلْأُولَىٰٓ
feeḫaẕehü-llâhü nekâle-l'âḫirati vel'ûlâ.
Diyanet İşleri: Allah bunun üzerine onu dünya ve ahiret azabına uğrattı.
026
إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَعِبْرَةًۭ لِّمَن يَخْشَىٰٓ
inne fî ẕâlike le`ibratel limey yaḫşâ.
Diyanet İşleri: Doğrusu bunda Allah'tan korkan kimseye ders vardır.
027
ءَأَنتُمْ أَشَدُّ خَلْقًا أَمِ ٱلسَّمَآءُ ۚ بَنَىٰهَا
eentüm eşeddü ḫalḳan emi-ssemâü. benâhâ.
Diyanet İşleri: Sizi yaratmak mı daha zordur, yoksa göğü yaratmak mı? Ki onu Allah bina edip yükseltmiş ve ona şekil vermiştir.
028
رَفَعَ سَمْكَهَا فَسَوَّىٰهَا
rafe`a semkehâ fesevvâhâ.
Diyanet İşleri: Sizi yaratmak mı daha zordur, yoksa göğü yaratmak mı? Ki onu Allah bina edip yükseltmiş ve ona şekil vermiştir.
029
وَأَغْطَشَ لَيْلَهَا وَأَخْرَجَ ضُحَىٰهَا
veagṭaşe leylehâ veaḫrace ḍuḥâhâ.
Diyanet İşleri: Gecesini karanlık yapmış, gündüzünü aydınlatmıştır.
030
وَٱلْأَرْضَ بَعْدَ ذَٰلِكَ دَحَىٰهَآ
vel'arḍa ba`de ẕâlike deḥâhâ.
Diyanet İşleri: Ardından yeri düzenlemiştir.
031
أَخْرَجَ مِنْهَا مَآءَهَا وَمَرْعَىٰهَا
aḫrace minhâ mâehâ vemer`âhâ.
Diyanet İşleri: Suyunu ondan çıkarmış ve otlak yer meydana getirmiştir.
032
وَٱلْجِبَالَ أَرْسَىٰهَا
velcibâle ersâhâ.
Diyanet İşleri: Dağları yerleştirmiştir.
033
مَتَٰعًۭا لَّكُمْ وَلِأَنْعَٰمِكُمْ
metâ`al leküm velien`âmiküm.
Diyanet İşleri: Bunları sizin ve hayvanlarınızın geçinmesi için yapmıştır.
034
فَإِذَا جَآءَتِ ٱلطَّآمَّةُ ٱلْكُبْرَىٰ
feiẕâ câeti-ṭṭâmmetü-lkübrâ.
Diyanet İşleri: Güç yetirilemeyen en büyük baskın geldiği zaman, o gün, insan ne uğurda çalıştığını anlar.
035
يَوْمَ يَتَذَكَّرُ ٱلْإِنسَٰنُ مَا سَعَىٰ
yevme yeteẕekkeru-l'insânü mâ se`â.
Diyanet İşleri: Güç yetirilemeyen en büyük baskın geldiği zaman, o gün, insan ne uğurda çalıştığını anlar.
036
وَبُرِّزَتِ ٱلْجَحِيمُ لِمَن يَرَىٰ
vebürrizeti-lceḥîmü limey yerâ.
Diyanet İşleri: Cehennem her bakanın göreceği şekilde gösterilir.
Kısayol: /sure/naziat/ayet/32