İçeriğe geç
İKRAOku.
SurelerNüzulCüzlerAraYer imleriFavorilerAyarlar
İKRA·Açık kaynak Kur’an okuma uygulaması
© 2026 İKRA.
sungur.dev·@tahsingibi·GitHub·ikra.sungur.dev
  1. Kur’an
  2. →Nâziât
  3. →29

079 · Mekkî

Nâziât

ٱلنَّازِعَات

Kıyamet ve Musa-Firavun.

Ayet
46
Nüzul
81
Mushaf
79
Anlam
Söküp alanlar
Aktif Kaynaklar:MealDiyanet İşleriTefsirMuhtasar Kur’an TefsiriDeğiştir→

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Bismillâhirrahmânirrahîm.

001

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ وَٱلنَّٰزِعَٰتِ غَرْقًۭا

vennâzi`âti garḳâ.

Diyanet İşleri: Canları boğarcasına şiddetle çekip alanlara and olsun,

002

وَٱلنَّٰشِطَٰتِ نَشْطًۭا

vennâşiṭâti neşṭâ.

Diyanet İşleri: Canları kolaylıkla alanlara and olsun,

003

وَٱلسَّٰبِحَٰتِ سَبْحًۭا

vessâbiḥâti sebḥâ.

Diyanet İşleri: Yüzüp yüzüp gidenlere and olsun,

004

فَٱلسَّٰبِقَٰتِ سَبْقًۭا

fessâbiḳâti sebḳâ.

Diyanet İşleri: Yarıştıkça yarışan ve işleri yöneten meleklere and olsun

005

فَٱلْمُدَبِّرَٰتِ أَمْرًۭا

felmüdebbirâti emrâ.

Diyanet İşleri: Yarıştıkça yarışan ve işleri yöneten meleklere and olsun

006

يَوْمَ تَرْجُفُ ٱلرَّاجِفَةُ

yevme tercüfü-rrâcifeh.

Diyanet İşleri: O gün bir sarsıntı sarsar.

007

تَتْبَعُهَا ٱلرَّادِفَةُ

tetbe`uhe-rrâdifeh.

Diyanet İşleri: Peşinden bir diğeri gelir.

008

قُلُوبٌۭ يَوْمَئِذٍۢ وَاجِفَةٌ

ḳulûbüy yevmeiẕiv vâcifeh.

Diyanet İşleri: O gün kalbler titrer.

009

أَبْصَٰرُهَا خَٰشِعَةٌۭ

ebṣâruhâ ḫâşi`ah.

Diyanet İşleri: İnsanların gözleri yere döner.

010

يَقُولُونَ أَءِنَّا لَمَرْدُودُونَ فِى ٱلْحَافِرَةِ

yeḳûlûne einnâ lemerdûdûne fi-lḥâfirah.

Diyanet İşleri: Derler ki: "Biz eski halimize mi döndürüleceğiz?"

011

أَءِذَا كُنَّا عِظَٰمًۭا نَّخِرَةًۭ

eiẕâ künnâ `iżâmen neḫirah.

Diyanet İşleri: "Ufalanmış kemik olduğumuz zaman mı?"

012

قَالُوا۟ تِلْكَ إِذًۭا كَرَّةٌ خَاسِرَةٌۭ

ḳâlû tilke iẕen kerratün ḫâsirah.

Diyanet İşleri: Derler ki: "O takdirde bu zararına bir dönüştür."

013

فَإِنَّمَا هِىَ زَجْرَةٌۭ وَٰحِدَةٌۭ

feinnemâ hiye zecratüv vâḥideh.

Diyanet İşleri: Doğrusu bir tek çığlık yetecektir.

014

فَإِذَا هُم بِٱلسَّاهِرَةِ

feiẕâ hüm bissâhirah.

Diyanet İşleri: Hepsi hemen bir düzlüğe dökülecektir.

015

هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ مُوسَىٰٓ

hel etâke ḥadîŝü mûsâ.

Diyanet İşleri: Musa'nın başından geçen olay sana geldi mi?

016

إِذْ نَادَىٰهُ رَبُّهُۥ بِٱلْوَادِ ٱلْمُقَدَّسِ طُوًى

iẕ nâdâhü rabbühû bilvâdi-lmüḳaddesi ṭuvâ.

Diyanet İşleri: Tuva'da, kutsal bir vadide, Rabbi ona şöyle hitap etmişti:

017

ٱذْهَبْ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ إِنَّهُۥ طَغَىٰ

iẕheb ilâ fir`avne innehû ṭagâ.

Diyanet İşleri: "Firavun'a git; doğrusu o azmıştır."

018

فَقُلْ هَل لَّكَ إِلَىٰٓ أَن تَزَكَّىٰ

feḳul hel leke ilâ en tezekkâ.

Diyanet İşleri: "Ona de ki: Arınmağa niyetin var mı?"

019

وَأَهْدِيَكَ إِلَىٰ رَبِّكَ فَتَخْشَىٰ

veehdiyeke ilâ rabbike fetaḫşâ.

Diyanet İşleri: "Rabbine giden yolu göstereyim ki O'na saygı duyup korkasın."

020

فَأَرَىٰهُ ٱلْءَايَةَ ٱلْكُبْرَىٰ

feerâhü-l'âyete-lkübrâ.

Diyanet İşleri: Bunun üzerine ona en büyük mucizeyi gösterdi.

021

فَكَذَّبَ وَعَصَىٰ

fekeẕẕebe ve`aṣâ.

Diyanet İşleri: Ama Firavun yalanladı ve baş kaldırdı.

022

ثُمَّ أَدْبَرَ يَسْعَىٰ

ŝümme edbera yes`â.

Diyanet İşleri: Geri dönüp yürüdü.

023

فَحَشَرَ فَنَادَىٰ

feḥaşera fenâdâ.

Diyanet İşleri: Adamlarını toplayıp seslendi:

024

فَقَالَ أَنَا۠ رَبُّكُمُ ٱلْأَعْلَىٰ

feḳâle ene rabbükümü-l'a`lâ.

Diyanet İşleri: "Sizin en yüce rabbiniz benim" dedi.

025

فَأَخَذَهُ ٱللَّهُ نَكَالَ ٱلْءَاخِرَةِ وَٱلْأُولَىٰٓ

feeḫaẕehü-llâhü nekâle-l'âḫirati vel'ûlâ.

Diyanet İşleri: Allah bunun üzerine onu dünya ve ahiret azabına uğrattı.

026

إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَعِبْرَةًۭ لِّمَن يَخْشَىٰٓ

inne fî ẕâlike le`ibratel limey yaḫşâ.

Diyanet İşleri: Doğrusu bunda Allah'tan korkan kimseye ders vardır.

027

ءَأَنتُمْ أَشَدُّ خَلْقًا أَمِ ٱلسَّمَآءُ ۚ بَنَىٰهَا

eentüm eşeddü ḫalḳan emi-ssemâü. benâhâ.

Diyanet İşleri: Sizi yaratmak mı daha zordur, yoksa göğü yaratmak mı? Ki onu Allah bina edip yükseltmiş ve ona şekil vermiştir.

028

رَفَعَ سَمْكَهَا فَسَوَّىٰهَا

rafe`a semkehâ fesevvâhâ.

Diyanet İşleri: Sizi yaratmak mı daha zordur, yoksa göğü yaratmak mı? Ki onu Allah bina edip yükseltmiş ve ona şekil vermiştir.

029

وَأَغْطَشَ لَيْلَهَا وَأَخْرَجَ ضُحَىٰهَا

veagṭaşe leylehâ veaḫrace ḍuḥâhâ.

Diyanet İşleri: Gecesini karanlık yapmış, gündüzünü aydınlatmıştır.

030

وَٱلْأَرْضَ بَعْدَ ذَٰلِكَ دَحَىٰهَآ

vel'arḍa ba`de ẕâlike deḥâhâ.

Diyanet İşleri: Ardından yeri düzenlemiştir.

031

أَخْرَجَ مِنْهَا مَآءَهَا وَمَرْعَىٰهَا

aḫrace minhâ mâehâ vemer`âhâ.

Diyanet İşleri: Suyunu ondan çıkarmış ve otlak yer meydana getirmiştir.

032

وَٱلْجِبَالَ أَرْسَىٰهَا

velcibâle ersâhâ.

Diyanet İşleri: Dağları yerleştirmiştir.

033

مَتَٰعًۭا لَّكُمْ وَلِأَنْعَٰمِكُمْ

metâ`al leküm velien`âmiküm.

Diyanet İşleri: Bunları sizin ve hayvanlarınızın geçinmesi için yapmıştır.

← Nebe
Abese →

Kısayol: /sure/naziat/ayet/29