İçeriğe geç
İKRAOku.
SurelerNüzulCüzlerAraYer imleriFavorilerAyarlar
İKRA·Açık kaynak Kur’an okuma uygulaması
© 2026 İKRA.
sungur.dev·@tahsingibi·GitHub·ikra.sungur.dev
  1. Kur’an
  2. →Kıyâme
  3. →36

075 · Mekkî

Kıyâme

ٱلْقِيَامَة

Diriliş ve insanın kendi aleyhine şahitliği.

Ayet
40
Nüzul
31
Mushaf
75
Anlam
Kıyamet
Aktif Kaynaklar:MealDiyanet İşleriTefsirMuhtasar Kur’an TefsiriDeğiştir→

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Bismillâhirrahmânirrahîm.

001

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ لَآ أُقْسِمُ بِيَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ

lâ uḳsimü biyevmi-lḳiyâmeh.

Diyanet İşleri: Kıyamet gününe yemin ederim.

002

وَلَآ أُقْسِمُ بِٱلنَّفْسِ ٱللَّوَّامَةِ

velâ uḳsimü binnefsi-llevvâmeh.

Diyanet İşleri: Ve nedamet çeken nefse yemin ederim.

003

أَيَحْسَبُ ٱلْإِنسَٰنُ أَلَّن نَّجْمَعَ عِظَامَهُۥ

eyaḥsebü-l'insânü ellen necme`a `iżâmeh.

Diyanet İşleri: İnsan, kemiklerini bir araya toplayamayız mı sanıyor?

004

بَلَىٰ قَٰدِرِينَ عَلَىٰٓ أَن نُّسَوِّىَ بَنَانَهُۥ

belâ ḳâdirîne `alâ en nüsevviye benâneh.

Diyanet İşleri: Evet, Biz onu, parmak uçlarına varıncaya kadar bütün incelikleriyle yeniden yapmaya kadiriz.

005

بَلْ يُرِيدُ ٱلْإِنسَٰنُ لِيَفْجُرَ أَمَامَهُۥ

bel yürîdü-l'insânü liyefcüra emâmeh.

Diyanet İşleri: Ama, insanoğlu gelecekte de suç işlemek ister de: "Kıyamet günü ne zamanmış! " der.

006

يَسْـَٔلُ أَيَّانَ يَوْمُ ٱلْقِيَٰمَةِ

yes'elü eyyâne yevmü-lḳiyâmeh.

Diyanet İşleri: Ama, insanoğlu gelecekte de suç işlemek ister de: "Kıyamet günü ne zamanmış! " der.

007

فَإِذَا بَرِقَ ٱلْبَصَرُ

feiẕâ beriḳa-lbeṣar.

Diyanet İşleri: Gözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: "kaçacak yer nerede?" der.

008

وَخَسَفَ ٱلْقَمَرُ

veḫasefe-lḳamer.

Diyanet İşleri: Gözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: "kaçacak yer nerede?" der.

009

وَجُمِعَ ٱلشَّمْسُ وَٱلْقَمَرُ

vecümi`a-şşemsü velḳamer.

Diyanet İşleri: Gözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: "kaçacak yer nerede?" der.

010

يَقُولُ ٱلْإِنسَٰنُ يَوْمَئِذٍ أَيْنَ ٱلْمَفَرُّ

yeḳûlü-l'insânü yevmeiẕin eyne-lmeferr.

Diyanet İşleri: Gözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: "kaçacak yer nerede?" der.

011

كَلَّا لَا وَزَرَ

kellâ lâ vezer.

Diyanet İşleri: Hayır; hayır; bir sığınak yoktur.

012

إِلَىٰ رَبِّكَ يَوْمَئِذٍ ٱلْمُسْتَقَرُّ

ilâ rabbike yevmeiẕin-lmüsteḳarr.

Diyanet İşleri: O gün, sen, Rabbinin huzuruna varıp durursun.

013

يُنَبَّؤُا۟ ٱلْإِنسَٰنُ يَوْمَئِذٍۭ بِمَا قَدَّمَ وَأَخَّرَ

yünebbeü-l'insânü yevmeiẕim bimâ ḳaddeme veeḫḫar.

Diyanet İşleri: O gün, insanoğluna önde ve sonda yaptığı ne varsa bildirilir.

014

بَلِ ٱلْإِنسَٰنُ عَلَىٰ نَفْسِهِۦ بَصِيرَةٌۭ

beli-l'insânü `alâ nefsihî beṣîrah.

Diyanet İşleri: Özürlerini sayıp dökse de, insanoğlu, artık kendi kendinin şahididir.

015

وَلَوْ أَلْقَىٰ مَعَاذِيرَهُۥ

velev elḳâ me`âẕîrah.

Diyanet İşleri: Özürlerini sayıp dökse de, insanoğlu, artık kendi kendinin şahididir.

016

لَا تُحَرِّكْ بِهِۦ لِسَانَكَ لِتَعْجَلَ بِهِۦٓ

lâ tüḥarrik bihî lisâneke lita`cele bih.

Diyanet İşleri: Cebrail sana Kuran okurken, unutmamak için acele edip onunla beraber söyleme, yalnız dinle.

017

إِنَّ عَلَيْنَا جَمْعَهُۥ وَقُرْءَانَهُۥ

inne `aleynâ cem`ahû veḳur'âneh.

Diyanet İşleri: Doğrusu o vahyolunanı kalbine yerleştirmek ve onu sana okutturmak Bize düşer.

018

فَإِذَا قَرَأْنَٰهُ فَٱتَّبِعْ قُرْءَانَهُۥ

feiẕâ ḳara'nâhü fettebi` ḳur'âneh.

Diyanet İşleri: Biz onu Cebrail'e okuttuğumuz zaman, onun okumasını dinle.

019

ثُمَّ إِنَّ عَلَيْنَا بَيَانَهُۥ

ŝümme inne `aleynâ beyâneh.

Diyanet İşleri: Sonra onu sana açıklamak Bize düşer.

020

كَلَّا بَلْ تُحِبُّونَ ٱلْعَاجِلَةَ

kellâ bel tüḥibbûne-l`âcileh.

Diyanet İşleri: Hayır, hayır! Sizler, çabuk elde edeceğiniz dünya nimetlerini seversiniz.

021

وَتَذَرُونَ ٱلْءَاخِرَةَ

veteẕerûne-l'âḫirah.

Diyanet İşleri: Ahireti bırakırsınız.

022

وُجُوهٌۭ يَوْمَئِذٍۢ نَّاضِرَةٌ

vucûhüy yevmeiẕin nâḍirah.

Diyanet İşleri: O gün bir takım yüzler Rablerine bakıp parlayacaktır.

023

إِلَىٰ رَبِّهَا نَاظِرَةٌۭ

ilâ rabbihâ nâżirah.

Diyanet İşleri: O gün bir takım yüzler Rablerine bakıp parlayacaktır.

024

وَوُجُوهٌۭ يَوْمَئِذٍۭ بَاسِرَةٌۭ

vevucûhüy yevmeiẕim bâsirah.

Diyanet İşleri: O gün bir takım yüzler de asıktır.

025

تَظُنُّ أَن يُفْعَلَ بِهَا فَاقِرَةٌۭ

teżunnü ey yüf`ale bihâ fâḳirah.

Diyanet İşleri: Kendisinin belkemiğinin kırılacağını sanır.

026

كَلَّآ إِذَا بَلَغَتِ ٱلتَّرَاقِىَ

kellâ iẕâ belegati-tterâḳiy.

Diyanet İşleri: Dikkat edin; can boğaza gelip köprücük kemiklerine dayandığı zaman: "Çare bulan yok mudur?" denir.

027

وَقِيلَ مَنْ ۜ رَاقٍۢ

veḳîle men râḳ.

Diyanet İşleri: Dikkat edin; can boğaza gelip köprücük kemiklerine dayandığı zaman: "Çare bulan yok mudur?" denir.

028

وَظَنَّ أَنَّهُ ٱلْفِرَاقُ

veżanne ennehü-lfirâḳ.

Diyanet İşleri: Artık ayrılık vaktinin geldiğini sanır.

029

وَٱلْتَفَّتِ ٱلسَّاقُ بِٱلسَّاقِ

velteffeti-ssâḳu bissâḳ.

Diyanet İşleri: Bacaklar birbirine dolaşır.

030

إِلَىٰ رَبِّكَ يَوْمَئِذٍ ٱلْمَسَاقُ

ilâ rabbike yevmeiẕin-lmesâḳ.

Diyanet İşleri: O gün sevk Rabbin huzurunadır.

031

فَلَا صَدَّقَ وَلَا صَلَّىٰ

felâ ṣaddeḳa velâ ṣallâ.

Diyanet İşleri: O, Peygamberi doğrulamamış, namaz kılmamış, ama yalanlayıp yüz çevirmiş, sonra da salına salına kendinden yana olanlara gitmişti.

032

وَلَٰكِن كَذَّبَ وَتَوَلَّىٰ

velâkin keẕẕebe vetevellâ.

Diyanet İşleri: O, Peygamberi doğrulamamış, namaz kılmamış, ama yalanlayıp yüz çevirmiş, sonra da salına salına kendinden yana olanlara gitmişti.

033

ثُمَّ ذَهَبَ إِلَىٰٓ أَهْلِهِۦ يَتَمَطَّىٰٓ

ŝümme ẕehebe ilâ ehlihî yetemeṭṭâ.

Diyanet İşleri: O, Peygamberi doğrulamamış, namaz kılmamış, ama yalanlayıp yüz çevirmiş, sonra da salına salına kendinden yana olanlara gitmişti.

034

أَوْلَىٰ لَكَ فَأَوْلَىٰ

evlâ leke feevlâ.

Diyanet İşleri: Sana yazıklar olsun, yazıklar!

035

ثُمَّ أَوْلَىٰ لَكَ فَأَوْلَىٰٓ

ŝümme evlâ leke feevlâ.

Diyanet İşleri: Daha ne olsun, sana yazıklar olsun, yazıklar!

036

أَيَحْسَبُ ٱلْإِنسَٰنُ أَن يُتْرَكَ سُدًى

eyaḥsebü-l'insânü ey yütrake südâ.

Diyanet İşleri: İnsanoğlu kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanır?

037

أَلَمْ يَكُ نُطْفَةًۭ مِّن مَّنِىٍّۢ يُمْنَىٰ

elem yekü nuṭfetem mim meniyyiy yümnâ.

Diyanet İşleri: O, katılan bir meni damlası değil miydi?

038

ثُمَّ كَانَ عَلَقَةًۭ فَخَلَقَ فَسَوَّىٰ

ŝümme kâne `aleḳaten feḫaleḳa fesevvâ.

Diyanet İşleri: Sonra kan pıhtısı olmuş, sonra Allah onu yaratıp şekil vermişti.

039

فَجَعَلَ مِنْهُ ٱلزَّوْجَيْنِ ٱلذَّكَرَ وَٱلْأُنثَىٰٓ

fece`ale minhü-zzevceyni-ẕẕekera vel'ünŝâ.

Diyanet İşleri: Ondan, erkek, dişi iki cins yaratmıştı.

040

أَلَيْسَ ذَٰلِكَ بِقَٰدِرٍ عَلَىٰٓ أَن يُحْۦِىَ ٱلْمَوْتَىٰ

eleyse ẕâlike biḳâdirin `alâ ey yuḥyiye-lmevtâ.

Diyanet İşleri: Bunları yapan Allah'ın ölüleri diriltmeye gücü yetmez mi? Elbette yeter.

← Müddessir
İnsan →

Kısayol: /sure/kiyame/ayet/36