İçeriğe geç
İKRAOku.
SurelerNüzulCüzlerAraYer imleriFavorilerAyarlar
İKRA·Açık kaynak Kur’an okuma uygulaması
© 2026 İKRA.
sungur.dev·@tahsingibi·GitHub·ikra.sungur.dev
  1. Kur’an
  2. →İnsan
  3. →8

076 · Medenî

İnsan

ٱلْإِنْسَان

İnsanın yaratılışı ve iyilerin ödülü.

Ayet
31
Nüzul
98
Mushaf
76
Anlam
İnsan
Aktif Kaynaklar:MealDiyanet İşleriTefsirMuhtasar Kur’an TefsiriDeğiştir→

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Bismillâhirrahmânirrahîm.

001

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ هَلْ أَتَىٰ عَلَى ٱلْإِنسَٰنِ حِينٌۭ مِّنَ ٱلدَّهْرِ لَمْ يَكُن شَيْـًۭٔا مَّذْكُورًا

hel etâ `ale-l'insâni ḥînüm mine-ddehri lem yekün şey'em meẕkûrâ.

Diyanet İşleri: İnsanoğlu, var edilip bahse değer bir şey olana kadar, şüphesiz, uzun bir zaman geçmemiş midir?

002

إِنَّا خَلَقْنَا ٱلْإِنسَٰنَ مِن نُّطْفَةٍ أَمْشَاجٍۢ نَّبْتَلِيهِ فَجَعَلْنَٰهُ سَمِيعًۢا بَصِيرًا

innâ ḫalaḳne-l'insâne min nuṭfetin emşâc. nebtelîhi fece`alnâhü semî`am beṣîrâ.

Diyanet İşleri: Biz insanı katışık bir nutfeden yaratmışızdır; onu deneriz; bu yüzden, onun işitmesini ve görmesini sağlamışızdır.

003

إِنَّا هَدَيْنَٰهُ ٱلسَّبِيلَ إِمَّا شَاكِرًۭا وَإِمَّا كَفُورًا

innâ hedeynâhü-ssebîle immâ şâkirav veimmâ kefûrâ.

Diyanet İşleri: Şüphesiz ona yol gösterdik; buna kimi şükreder, kimi de nankörlük.

004

إِنَّآ أَعْتَدْنَا لِلْكَٰفِرِينَ سَلَٰسِلَا۟ وَأَغْلَٰلًۭا وَسَعِيرًا

innâ a`tednâ lilkâfirîne selâsile veaglâlev vese`îrâ.

Diyanet İşleri: Doğrusu, inkarcılar için zincirler, demir halkalar ve çılgın alevli cehennem hazırladık.

005

إِنَّ ٱلْأَبْرَارَ يَشْرَبُونَ مِن كَأْسٍۢ كَانَ مِزَاجُهَا كَافُورًا

inne-l'ebrâra yeşrabûne min ke'sin kâne mizâcühâ kâfûrâ.

Diyanet İşleri: Şüphesiz iyiler kafur katılmış bir tastan içerler.

006

عَيْنًۭا يَشْرَبُ بِهَا عِبَادُ ٱللَّهِ يُفَجِّرُونَهَا تَفْجِيرًۭا

`ayney yeşrabü bihâ `ibâdü-llâhi yüfeccirûnehâ tefcîrâ.

Diyanet İşleri: Bu ancak Allah'ın kullarının taşıra taşıra içebileceği bir pınardır.

007

يُوفُونَ بِٱلنَّذْرِ وَيَخَافُونَ يَوْمًۭا كَانَ شَرُّهُۥ مُسْتَطِيرًۭا

yûfûne binneẕri veyeḫâfûne yevmen kâne şerruhû müsteṭîrâ.

Diyanet İşleri: Onlar verdikleri sözleri yerine getirirler, fenalığı yaygın olan bir günden korkarlar.

008

وَيُطْعِمُونَ ٱلطَّعَامَ عَلَىٰ حُبِّهِۦ مِسْكِينًۭا وَيَتِيمًۭا وَأَسِيرًا

veyuṭ`imûne-ṭṭa`âme `alâ ḥubbihî miskînev veyetîmev veesîrâ.

Diyanet İşleri: Onlar içleri çektiği halde, yiyeceği yoksula, öksüze ve esire yedirirler.

009

إِنَّمَا نُطْعِمُكُمْ لِوَجْهِ ٱللَّهِ لَا نُرِيدُ مِنكُمْ جَزَآءًۭ وَلَا شُكُورًا

innemâ nuṭ`imüküm livechi-llâhi lâ nürîdü minküm cezâev velâ şükûrâ.

Diyanet İşleri: "Biz sizi ancak Allah rızası için doyuruyoruz, bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz. Doğrusu biz çok asık suratların bulunacağı bir günde Rabbimizden korkarız" derler.

010

إِنَّا نَخَافُ مِن رَّبِّنَا يَوْمًا عَبُوسًۭا قَمْطَرِيرًۭا

innâ neḫâfü mir rabbinâ yevmen `abûsen ḳamṭarîrâ.

Diyanet İşleri: "Biz sizi ancak Allah rızası için doyuruyoruz, bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz. Doğrusu biz çok asık suratların bulunacağı bir günde Rabbimizden korkarız" derler.

011

فَوَقَىٰهُمُ ٱللَّهُ شَرَّ ذَٰلِكَ ٱلْيَوْمِ وَلَقَّىٰهُمْ نَضْرَةًۭ وَسُرُورًۭا

feveḳâhümü-llâhü şerra ẕâlike-lyevmi veleḳḳâhüm naḍratev vesürûrâ.

Diyanet İşleri: Allah da onları bu yüzden o günün fenalığından korur; onların yüzüne parlaklık ve neşe verir.

012

وَجَزَىٰهُم بِمَا صَبَرُوا۟ جَنَّةًۭ وَحَرِيرًۭا

vecezâhüm bimâ ṣaberû cennetev veḥarîrâ.

Diyanet İşleri: Sabırlarının karşılığı, cennet ve oradaki ipeklerdir.

013

مُّتَّكِـِٔينَ فِيهَا عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ ۖ لَا يَرَوْنَ فِيهَا شَمْسًۭا وَلَا زَمْهَرِيرًۭا

müttekiîne fîhâ `ale-l'erâik. lâ yeravne fîhâ şemsev velâ zemherîrâ.

Diyanet İşleri: Orada tahtlara yaslanırlar; orada yakıcı sıcak ve dondurucu soğuk görmezler.

014

وَدَانِيَةً عَلَيْهِمْ ظِلَٰلُهَا وَذُلِّلَتْ قُطُوفُهَا تَذْلِيلًۭا

vedâniyeten `aleyhim żilâlühâ veẕüllilet ḳuṭûfühâ teẕlîlâ.

Diyanet İşleri: Meyve ağaçlarının gölgeleri üzerlerine sarkmış ve onların koparılması kolaylaştırılmıştır.

015

وَيُطَافُ عَلَيْهِم بِـَٔانِيَةٍۢ مِّن فِضَّةٍۢ وَأَكْوَابٍۢ كَانَتْ قَوَارِيرَا۠

veyüṭâfü `aleyhim biâniyetim min fiḍḍativ veekvâbin kânet ḳavârîrâ.

Diyanet İşleri: Çevrelerinde gümüş kaplar ve billur kaseler dolaştırılır.

016

قَوَارِيرَا۟ مِن فِضَّةٍۢ قَدَّرُوهَا تَقْدِيرًۭا

ḳavârîrae min fiḍḍatin ḳadderûhâ taḳdîrâ.

Diyanet İşleri: Billurları gümüş gibi parlaktır, onları ölçüp ölçüp dağıtırlar.

017

وَيُسْقَوْنَ فِيهَا كَأْسًۭا كَانَ مِزَاجُهَا زَنجَبِيلًا

veyüsḳavne fîhâ ke'sen kâne mizâcühâ zencebîlâ.

Diyanet İşleri: Orada, zencefil karışık bir tasla içirilirler.

018

عَيْنًۭا فِيهَا تُسَمَّىٰ سَلْسَبِيلًۭا

`aynen fîhâ tüsemmâ selsebîlâ.

Diyanet İşleri: O pınara "Selsebil" denir.

019

۞ وَيَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَٰنٌۭ مُّخَلَّدُونَ إِذَا رَأَيْتَهُمْ حَسِبْتَهُمْ لُؤْلُؤًۭا مَّنثُورًۭا

veyeṭûfü `aleyhim vildânüm müḫalledûn. iẕâ raeytehüm ḥasibtehüm lü'lüem menŝûrâ.

Diyanet İşleri: Yanlarında ölümsüz gençler dolaşır; onları gördüğünde saçılmış birer inci sanırsın.

020

وَإِذَا رَأَيْتَ ثَمَّ رَأَيْتَ نَعِيمًۭا وَمُلْكًۭا كَبِيرًا

veiẕâ raeyte ŝemme raeyte ne`îmev vemülken kebîrâ.

Diyanet İşleri: Oranın neresine baksan, nimet ve büyük bir saltanat görürsün.

021

عَٰلِيَهُمْ ثِيَابُ سُندُسٍ خُضْرٌۭ وَإِسْتَبْرَقٌۭ ۖ وَحُلُّوٓا۟ أَسَاوِرَ مِن فِضَّةٍۢ وَسَقَىٰهُمْ رَبُّهُمْ شَرَابًۭا طَهُورًا

`âliyehüm ŝiyâbü sündüsin ḫuḍruv veistebraḳ. veḥullû esâvira min fiḍḍah. veseḳâhüm rabbühüm şerâben ṭahûrâ.

Diyanet İşleri: Üzerlerinde ince yeşil ipekli, parlak atlastan elbiseler vardır; gümüş bileziklerle süslenmişlerdir Rableri onlara tertemiz içecekler içirir.

022

إِنَّ هَٰذَا كَانَ لَكُمْ جَزَآءًۭ وَكَانَ سَعْيُكُم مَّشْكُورًا

inne hâẕâ kâne leküm cezâev vekâne sa`yüküm meşkûrâ.

Diyanet İşleri: "İşte bu sizin işlediklerinizin karşılığıdır, çalışmalarınız şükre değer" denir.

023

إِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا عَلَيْكَ ٱلْقُرْءَانَ تَنزِيلًۭا

innâ naḥnü nezzelnâ `aleyke-lḳur'âne tenzîlâ.

Diyanet İşleri: Kuran'ı sana indiren şüphesiz Biziz.

024

فَٱصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ وَلَا تُطِعْ مِنْهُمْ ءَاثِمًا أَوْ كَفُورًۭا

faṣbir liḥukmi rabbike velâ tüṭi` minhüm âŝimen ev kefûrâ.

Diyanet İşleri: Rabbinin hükmüne kadar sabret; onların günah işleyen ve inkarcı olanlarına uyma.

← Kıyâme
Mürselât →

Kısayol: /sure/insan/ayet/8