001
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ ٱلْحَآقَّةُ
elḥâḳḳah.
Diyanet İşleri: Gerçekleşecek olan!
069 · Mekkî
ٱلْحَاقَّة
Kıyametin kesinliği.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Bismillâhirrahmânirrahîm.
001
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ ٱلْحَآقَّةُ
elḥâḳḳah.
Diyanet İşleri: Gerçekleşecek olan!
002
مَا ٱلْحَآقَّةُ
me-lḥâḳḳah.
Diyanet İşleri: Nedir o gerçekleşecek olan gün?
003
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا ٱلْحَآقَّةُ
vemâ edrâke me-lḥâḳḳah.
Diyanet İşleri: Gerçekleşecek olanın ne olduğunu sana ne bildirir?
004
كَذَّبَتْ ثَمُودُ وَعَادٌۢ بِٱلْقَارِعَةِ
keẕẕebet ŝemûdü ve`âdüm bilḳâri`ah.
Diyanet İşleri: Semud ve Ad milletleri tepelerine inecek bu gerçeği yalanladılar.
005
فَأَمَّا ثَمُودُ فَأُهْلِكُوا۟ بِٱلطَّاغِيَةِ
feemmâ ŝemûdü feühlikû biṭṭâgiyeh.
Diyanet İşleri: Bu yüzden Semud milleti zorlu bir sarsıntı ile yok edildi.
006
وَأَمَّا عَادٌۭ فَأُهْلِكُوا۟ بِرِيحٍۢ صَرْصَرٍ عَاتِيَةٍۢ
veemmâ `âdün feühlikû birîḥin ṣarṣarin `âtiyeh.
Diyanet İşleri: Ad milleti de bu yüzden önünde durulmaz, dondurucu bir rüzgarla yok edildi.
007
سَخَّرَهَا عَلَيْهِمْ سَبْعَ لَيَالٍۢ وَثَمَٰنِيَةَ أَيَّامٍ حُسُومًۭا فَتَرَى ٱلْقَوْمَ فِيهَا صَرْعَىٰ كَأَنَّهُمْ أَعْجَازُ نَخْلٍ خَاوِيَةٍۢ
seḫḫarahâ `aleyhim seb`a leyâliv veŝemâniyete eyyâmin ḥusûmen fetere-lḳavme fîhâ ṣar`â keennehüm a`câzü naḫlin ḫâviyeh.
Diyanet İşleri: Allah onların kökünü kesmek üzere, üzerlerine o rüzgarı yedi gece sekiz gün, estirdi. Halkın, kökünden çıkarılmış hurma kütükleri gibi yere yıkıldıklarını görürsün.
008
فَهَلْ تَرَىٰ لَهُم مِّنۢ بَاقِيَةٍۢ
fehel terâ lehüm mim bâḳiyeh.
Diyanet İşleri: Onlardan arda kalmış bir şey görür müsün?
009
وَجَآءَ فِرْعَوْنُ وَمَن قَبْلَهُۥ وَٱلْمُؤْتَفِكَٰتُ بِٱلْخَاطِئَةِ
vecâe fir`avnü vemen ḳablehû velmü'tefikâtü bilḫâṭieh.
Diyanet İşleri: Firavun, ondan öncekiler ve alt üst olmuş kasabalarda oturanlar da suç işlemişlerdi.
010
فَعَصَوْا۟ رَسُولَ رَبِّهِمْ فَأَخَذَهُمْ أَخْذَةًۭ رَّابِيَةً
fe`aṣav rasûle rabbihim feeḫaẕehüm aḫẕeter râbiyetâ.
Diyanet İşleri: Rabbinin peygamberine baş kaldırmışlardı. Bunun üzerine Rableri onları şiddeti arttıkça artan bir şekilde yakaladı.
011
إِنَّا لَمَّا طَغَا ٱلْمَآءُ حَمَلْنَٰكُمْ فِى ٱلْجَارِيَةِ
innâ lemmâ ṭaga-lmâü ḥamelnâküm fi-lcâriyeh.
Diyanet İşleri: Su taştığı vakit, size bir ibret olmak üzere, anlayışlı kulaklar anlasın diye süzülen gemide, sizi Biz taşımışızdır.
012
لِنَجْعَلَهَا لَكُمْ تَذْكِرَةًۭ وَتَعِيَهَآ أُذُنٌۭ وَٰعِيَةٌۭ
linec`alehâ leküm teẕkiratev vete`iyehâ üẕünüv vâ`iyeh.
Diyanet İşleri: Su taştığı vakit, size bir ibret olmak üzere, anlayışlı kulaklar anlasın diye süzülen gemide, sizi Biz taşımışızdır.
013
فَإِذَا نُفِخَ فِى ٱلصُّورِ نَفْخَةٌۭ وَٰحِدَةٌۭ
feiẕâ nüfiḫa fi-ṣṣûri nefḫatüv vâḥideh.
Diyanet İşleri: Sura bir üfürüş üfürüldüğü, yer ve dağlar kaldırılıp bir vuruşla birbirine çarpıldığı zaman, işte o gün olacak olur, kıyamet kopar.
014
وَحُمِلَتِ ٱلْأَرْضُ وَٱلْجِبَالُ فَدُكَّتَا دَكَّةًۭ وَٰحِدَةًۭ
veḥumileti-l'arḍu velcibâlü fedükketâ dekketev vâḥidetâ.
Diyanet İşleri: Sura bir üfürüş üfürüldüğü, yer ve dağlar kaldırılıp bir vuruşla birbirine çarpıldığı zaman, işte o gün olacak olur, kıyamet kopar.
015
فَيَوْمَئِذٍۢ وَقَعَتِ ٱلْوَاقِعَةُ
feyevmeiẕiv veḳa`ati-lvâḳi`ah.
Diyanet İşleri: Sura bir üfürüş üfürüldüğü, yer ve dağlar kaldırılıp bir vuruşla birbirine çarpıldığı zaman, işte o gün olacak olur, kıyamet kopar.
016
وَٱنشَقَّتِ ٱلسَّمَآءُ فَهِىَ يَوْمَئِذٍۢ وَاهِيَةٌۭ
venşeḳḳati-ssemâü fehiye yevmeiẕiv vâhiyeh.
Diyanet İşleri: Gök yarılır; o gün düzeni bozulur.
017
وَٱلْمَلَكُ عَلَىٰٓ أَرْجَآئِهَا ۚ وَيَحْمِلُ عَرْشَ رَبِّكَ فَوْقَهُمْ يَوْمَئِذٍۢ ثَمَٰنِيَةٌۭ
velmelekü `alâ ercâihâ. veyaḥmilü `arşe rabbike fevḳahüm yevmeiẕin ŝemâniyeh.
Diyanet İşleri: Melekler onun çevresindedirler; o gün Rabbinin arşını onlardan başka sekiz tanesi yüklenir.
018
يَوْمَئِذٍۢ تُعْرَضُونَ لَا تَخْفَىٰ مِنكُمْ خَافِيَةٌۭ
yevmeiẕin tü`raḍûne lâ taḫfâ minküm ḫâfiyeh.
Diyanet İşleri: O gün siz huzura alınırsınız, hiçbir şeyiniz gizli kalmaz.
019
فَأَمَّا مَنْ أُوتِىَ كِتَٰبَهُۥ بِيَمِينِهِۦ فَيَقُولُ هَآؤُمُ ٱقْرَءُوا۟ كِتَٰبِيَهْ
feemmâ men ûtiye kitâbehû biyemînihî feyeḳûlü hâümu-ḳraû kitâbiyeh.
Diyanet İşleri: Kitabı sağından verilen; "Alın, kitabımı okuyun, doğrusu bir hesaplaşma ile karşılaşacağımı umuyordum" der.
020
إِنِّى ظَنَنتُ أَنِّى مُلَٰقٍ حِسَابِيَهْ
innî żanentü ennî mülâḳin ḥisâbiyeh.
Diyanet İşleri: Kitabı sağından verilen; "Alın, kitabımı okuyun, doğrusu bir hesaplaşma ile karşılaşacağımı umuyordum" der.
021
فَهُوَ فِى عِيشَةٍۢ رَّاضِيَةٍۢ
fehüve fî `îşetir râḍiyeh.
Diyanet İşleri: Artık o, meyveleri sarkmış, yüksek bir bahçede, hoş bir yaşayış içindedir.
022
فِى جَنَّةٍ عَالِيَةٍۢ
fî cennetin `âliyeh.
Diyanet İşleri: Artık o, meyveleri sarkmış, yüksek bir bahçede, hoş bir yaşayış içindedir.
023
قُطُوفُهَا دَانِيَةٌۭ
ḳuṭûfühâ dâniyeh.
Diyanet İşleri: Artık o, meyveleri sarkmış, yüksek bir bahçede, hoş bir yaşayış içindedir.
024
كُلُوا۟ وَٱشْرَبُوا۟ هَنِيٓـًٔۢا بِمَآ أَسْلَفْتُمْ فِى ٱلْأَيَّامِ ٱلْخَالِيَةِ
külû veşrabû henîem bimâ esleftüm fi-l'eyyâmi-lḫâliyeh.
Diyanet İşleri: Onlara şöyle denir: "Geçmiş günlerde, peşinen işlediklerinize karşılık afiyetle yiyiniz içiniz."
Kısayol: /sure/hakka/ayet/5