001
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ لَآ أُقْسِمُ بِهَٰذَا ٱلْبَلَدِ
lâ uḳsimü bihâẕe-lbeled.
Diyanet İşleri: Bu şehre (Mekke'ye) yemin ederim; ki sen bu şehirde oturmuşsun.
090 · Mekkî
ٱلْبَلَد
Mekke ve sarp yokuş: köle azadı, yoksulu doyurma.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Bismillâhirrahmânirrahîm.
001
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ لَآ أُقْسِمُ بِهَٰذَا ٱلْبَلَدِ
lâ uḳsimü bihâẕe-lbeled.
Diyanet İşleri: Bu şehre (Mekke'ye) yemin ederim; ki sen bu şehirde oturmuşsun.
002
وَأَنتَ حِلٌّۢ بِهَٰذَا ٱلْبَلَدِ
veente ḥillüm bihâẕe-lbeled.
Diyanet İşleri: Bu şehre (Mekke'ye) yemin ederim; ki sen bu şehirde oturmuşsun.
003
وَوَالِدٍۢ وَمَا وَلَدَ
vevâlidiv vemâ veled.
Diyanet İşleri: Doğurana ve doğurduğuna and olsun ki;
004
لَقَدْ خَلَقْنَا ٱلْإِنسَٰنَ فِى كَبَدٍ
leḳad ḫalaḳne-l'insâne fî kebed.
Diyanet İşleri: İnsanoğlunu, zorluklara katlanacak şekilde yarattık.
005
أَيَحْسَبُ أَن لَّن يَقْدِرَ عَلَيْهِ أَحَدٌۭ
eyaḥsebü el ley yaḳdira `aleyhi eḥad.
Diyanet İşleri: İnsanoğlu, kendisine kimsenin güç yetiremeyeceğini mi sanıyor?
006
يَقُولُ أَهْلَكْتُ مَالًۭا لُّبَدًا
yeḳûlü ehlektü mâlel lübedâ.
Diyanet İşleri: "Yığın yığın mal tüketmişimdir" diyor.
007
أَيَحْسَبُ أَن لَّمْ يَرَهُۥٓ أَحَدٌ
eyaḥsebü el lem yerahû eḥad.
Diyanet İşleri: O, kimsenin kendisini görmediğini mi zannediyor?
008
أَلَمْ نَجْعَل لَّهُۥ عَيْنَيْنِ
elem nec`al lehû `ayneyn.
Diyanet İşleri: Biz onun için iki göz, bir dil ve iki dudak var etmedik mi?
009
وَلِسَانًۭا وَشَفَتَيْنِ
velisânev veşefeteyn.
Diyanet İşleri: Biz onun için iki göz, bir dil ve iki dudak var etmedik mi?
010
وَهَدَيْنَٰهُ ٱلنَّجْدَيْنِ
vehedeynâhü-nnecdeyn.
Diyanet İşleri: Biz ona eğri ve doğru iki yolu da göstermedik mi?
011
فَلَا ٱقْتَحَمَ ٱلْعَقَبَةَ
fele-ḳteḥame-l`aḳabeh.
Diyanet İşleri: Ama o, zor geçidi aşmaya girişemedi.
012
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا ٱلْعَقَبَةُ
vemâ edrâke me-l`aḳabeh.
Diyanet İşleri: O zor geçidin ne olduğunu sen bilir misin?
013
فَكُّ رَقَبَةٍ
fekkü raḳabeh.
Diyanet İşleri: O geçit, bir köle ve esir azadetmek,
014
أَوْ إِطْعَٰمٌۭ فِى يَوْمٍۢ ذِى مَسْغَبَةٍۢ
ev iṭ`âmün fî yevmin ẕî mesgabeh.
Diyanet İşleri: Yahut, açlık gününde, yakını olan bir öksüzü, yahut toprağa serilmiş bir yoksulu doyurmaktır.
015
يَتِيمًۭا ذَا مَقْرَبَةٍ
yetîmen ẕâ maḳrabeh.
Diyanet İşleri: Yahut, açlık gününde, yakını olan bir öksüzü, yahut toprağa serilmiş bir yoksulu doyurmaktır.
016
أَوْ مِسْكِينًۭا ذَا مَتْرَبَةٍۢ
ev miskînen ẕâ metrabeh.
Diyanet İşleri: Yahut, açlık gününde, yakını olan bir öksüzü, yahut toprağa serilmiş bir yoksulu doyurmaktır.
017
ثُمَّ كَانَ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَتَوَاصَوْا۟ بِٱلصَّبْرِ وَتَوَاصَوْا۟ بِٱلْمَرْحَمَةِ
ŝümme kâne mine-lleẕîne âmenû vetevâṣav biṣṣabri vetevâṣav bilmerḥameh.
Diyanet İşleri: Sonra, inanıp birbirlerine sabır tavsiye edenlerden, merhametlilerden olmayı tavsiye edenlerden olmaktır.
018
أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ
ülâike aṣḥâbü-lmeymeneh.
Diyanet İşleri: İşte bunlar amel defterleri sağdan verilenlerdir.
019
وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا هُمْ أَصْحَٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ
velleẕîne keferû biâyâtinâ hüm aṣḥâbü-lmeş'emeh.
Diyanet İşleri: Ayetlerimizi inkar edenler, işte onlar amel defterleri sollarından verilenlerdir.
020
عَلَيْهِمْ نَارٌۭ مُّؤْصَدَةٌۢ
`aleyhim nârum mü'ṣadeh.
Diyanet İşleri: Onlar her yönden ateşle kapatılacaklardır.